(4721 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan babası Mehmet S.'nun kendisinden mal kaçırmak amacıyla dava konusu 793 ada 115 parseldeki payını davalı şirkete düşük bir bedelle devrettiğini, bu şirkette erkek kardeşleri muris ve kardeşlerinin eşlerinin babası D. Ali C. ile onun oğullarının ortak olduğunu, her iki tarafında kızlarına hisse vermediğini, kendisinden mal kaçırıldığını ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tescil istemiştir.
Davalı, davada sıfatı olmadığını, aslında diğer mirasçılar aleyhine dava açılması gerektiğini, olayda muvazaanın olmadığını şirket ortaklarına ait olan taşınmazın akaryakıt istasyonu yapılabilmesi için şirkete satışının yapıldığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, murisin dava konusu taşınmazdaki hissesini davalı şirkete kız çocuğu olan davacıdan mal kaçırmak amacıyla devrettiğinin ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.3.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat T. Türkçapar ile temyiz edilen vekili Avukat S. Şahin geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare tetkik hakimi Zümrüt Eskicindil tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal, tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, miras bırakan Mehmet S.'nun dava konusu 115 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1/3 payını 7.2.1996 tarihinde diğer paydaşlarla birlikte davalı A.... Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketine devrettiği anlaşılmaktadır.
Davalı, taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını, bunun yanında murisin davacı kızına da mal varlığında bulunan bir kısım taşınmaları temlik ettiğini savunmuştur.
Yapılan temlikin gerçek ya da gerçeğe yakın bedel karşılığı olduğunun anlaşılması yahut miras bırakanın tüm mirasçılarını kapsar şekilde ve hak dengesini gözetir biçimde temliklerde bulunmuş olması halinde, miras bırakanın mal kaçırma irade ve amacını taşıdığını söyleyebilme olanağı bulunamayacağı kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere; Uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 634, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da tartışmasızdır.
Hal böyle olunca,. Somut olayda; tarafların ibraz ettiği ve miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kasdının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdırbildirdiği tüm delillerin toplanması, şirket kayıtları üzerinde gerekli incelemeler yapılarak taşınmaz temlik bedeli olarak şirket tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığının, belirlenmesi, ayrıca miras bırakanın davacı ve dava dışı diğer mirasçılara taşınmaz verip vermediğinin kayden araştırılması, toplanan ve toplanacak delillerin yukarıda değinilen ilkelerde gözetilmek suretiyle irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 18.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy