(2981 S. K. m. 10/b)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 1 parselde 156/236 pay sahibi olduğunu, imar affı ile yapılan düzenleme ile kendisine ait 25 m2 lik alanın 2 parsele dahil edildiğini, belediyeye müracaatı üzerine encümen kararı ile bu hususun düzeltildiği halde Tapu İdaresinin bu kararı uygulamadığını ileri sürerek, iptal ve adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazı imar uygulamasından sonra satın aldığını, imar işleminin iptali için açılan idari yargı yerindeki davanın reddedildiğini savunup, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, belediye encümenince yeni alınan kararın uygulanmadığı, bunun içinde yeni bir dava açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 2981 Sayılı Yasanın 10/b maddesi hükmü gereğince imar düzenlemesi yapıldığı ve anılan parselin de bu işlemle oluştuğu görülmektedir.
Davacı, yapılan uygulama ile kendisinin kadastral parselinde bulunan bir kısım yerin davalıya ait 2 parselde kaldığını, bu yanlışlığın giderilmesi için vaki başvurusu üzerine, belediye encümeninin 01.08.2000 tarih ve 1046 - 1046 sayı ile isteğinin kabul edildiğini, ancak idari kararın gereklerinin tapu sicil tarafından yerine getirilmediğini ileri sürmüştür. Bilindiği üzere; 2981 Sayılı Yasanın 10/b maddesi uygulamasında encümen yetkisinin sadece bir yerde imar planlarının yapılmasına yönelik olup, uygulamanın Kadastro Yasaları hükümleri gereği tespit edilen komisyonlarca ve sözü edilen yasalar çerçevesinde yapılması asıldır. Komisyonlarca belirlenen mülkiyet durumları bakımından, bu haklara etkili olabilecek karar ve tasarruf yetkisi yasaca idarelere verilmemiştir. Söz konusu imar uygulaması sonunda meydana çıkacak çekişmelerin adli yargı yerinde çözüme kavuşturulması da yukarıda değinilen yasalar gereğidir.
Hal böyle olunca; taraflar arasındaki çekişmenin mahkemece incelenip sonuçlandırılması gerekirken çekişilen yerle ilgili olarak idari karar bulunduğu ve bu karar idari yargı yerinde incelenip reddedildiğinden söz edilip davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temiyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 28. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy