(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 8 parsel sayılı taşınmazda 34/195 paydaş bulunduğunu, taşınmazın trafo yeri olarak ayrılan bölümüne davalının haksız olarak elattığını iler sürerek; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu yerin tamamını vakıflar idaresinden kiraladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulüyle davacının paydaşı bulunduğu taşınmaza davalının elatmasının önlenmesine, ecrimisil isteğinin kabulüne, kal isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 30.12.2003 Salı günü saat 9.30 da Daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, paya vaki elatmanın önlenmesine, pay karşılığı ecrimisile hükmedilmiş, yıkım isteği red edilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; davaya konu 8 parsel sayılı taşınmazın 34/195 payı davacıya, 161/195 payının ise dava dışı Vakıflar İdaresine ait olduğu anlaşılmaktadır. Taraflardan davalı bu yerde dava dışı Vakıflar İdaresiyle yaptığı kira sözleşmesi uyarınca çekişmeli taşınmazı işgal ettiğini savunmuş ve anılan idare ile aralarında düzenlenmiş kira sözleşmelerini ibraz etmiş ise de, anılan sözleşmenin 6.5.1955 tarih 12/18 sayılı İnançları Birleştirme kararında belirtildiği anlamda pay ve paydaş çoğunluğunu taşımadığı, bu bakımdan davacı açısından geçerli bir kira ilişkisi niteliğinde bulunmadığı açıktır.
Bu durumda; davalı çekişmeli taşınmazda davacı paydaş bakımından üçüncü kişi konumundadır. Diğer paydaşla yaptığı sözleşme çekişmeli taşınmazın işgalini haklı kılamaz. Hal böyle olunca; davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, davanın mutlak olarak kabulüyle davalının taşınmazdan elatmasının önlenmesine, davacının payı karşılığı ecrimisile ve çekişmeli yerde bulunan muhtesatın yıkımına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy