(2859 S. K. m. 1, 4, 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 244 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden sonra 1998 yılında yenileme çalışmaları yapıldığını, davalının yanıltması sonucu sınırın yanlış tespit edilerek, taşınmazının bir bölümünün davalıya ait 287 parsele katıldığını ileri sürerek; yenileme çalışmalarının iptaliyle, eski kadastro tespitlerine göre adına tescili isteğinde bulunmuştur. Davalı, hatanın yenileme çalışmaları ile oluşmadığını, yeni aldığı parsel ile babaannesinden kalan bölümün kendi parseline eklendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucu, hatanın yenileme çalışmaları sonucu oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince yasal süresi içersinde Duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 30.12.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Alaettin vekili geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden toplanan delillerden; tarafların maliki bulundukları çekişmeli 287 ve 244 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 1982 yılında yapıldığı ve kesinleştiği; daha sonra bölgeye giren ve 2859 Sayılı Yasa uyarınca yenileme yapan kadastro ekiplerince paftaların yenilendiği anlaşılmaktadır. Davacı, bu yenileme sırasında eski kadastral mülkiyet durumunda değişiklik yapıldığını ileri sürerek; iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bilindiği üzere ; Tapulama ve kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hukuksal ve geometrik durumlarını tespit eden görevlilerin, ölçü hesaplama ve çizimlerde hata yaptıkları, kadastral kroki ve paftaların her zaman mülkiyet durumunu doğru olarak yansıtmadığı uygulamada bilinen bir gerçektir. Zamanımızda, kadastral ölçü ve hesaplamalarda kullanılan araç, gereç ve cihazların çok gelişmiş olmasına rağmen bu tür hatalara yine rastlanılmaktadır. İşte bu hataların düzeltilmesi zorunluluğu düzeltilmesi zorunluluğu karşısında daha önce bazı yasal düzenlemeler yapılmışsa da; yetersiz kaldığından 25.6.1983 tarihinde 2859 Sayılı Tapulama ve Kadastro paftalarının yenilenmesi hakkındaki yasa yürürlüğe konulmuştur.Söz konusu yasanın 1. maddesinde belirtildiği üzere "teknik nedenlerle yetersiz kalan uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki yada ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları..." yenilenir. Yenilemenin yapılış biçimi uygulanacak teknik yöntemler uygulanması gereken usul ve kurallar ise bu yasanın 6. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan yönetmelikte daha detaylı olarak açıklanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; yenileme işlemi, önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değil mümkün olduğu ölçüde aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları "orantı" ve "dengeleme" kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlemdir. Bunun doğal sonucu olarak yüz ölçümünde ve sınırlarında herhangi bir yanlışlık ve eksiklik bulunmayan parseller yenileme dışı bırakılır, üzerinde hiçbir değişiklik yapılamaz.
Somut olayda; yenileme kadastrosu adı altında mülkiyet değişikliğine gidildiği açıktır. Yenileme kadastro ekibinin 2.12.1997 tarihinde düzenlenen yenileme tutanağında açıkça ifade edildiği üzere genel kadastro tarafından yapılan tespitler sırasındaki hudut ve noktaların aynen mevcut olduğu ve kadastral çaplarında buna göre oluşturulduğu paftada değiştirilmesi gereken bir hususun olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca; genel kadastro öncesi hak durumuna dönülmek ve 2859 Sayılı Yasanın amacı dışına çıkılmak suretiyle yeni mülkiyet durumu yaratılmış olması doğru değildir. Genel kadastro ile oluşan pafta ve çaplara yansıyan hak durumu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken bilirkişilerin yanılgılı mütalaasına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Taraf vekillerinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy