(2981 S. K. m. 2, 10/a, 22)
Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, maliki bulunduğu 1028 parsel sayılı taşınmaza davalının kaçak bina yapmak suretiyle el attığını ileri sürerek el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucu dava konusu yerde davalı adına Tapu Tahsis Belgesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmekle duruşma günü olarak saptanan 20.1.2004 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili Avukat A.Ö. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Uğur Şentürk tarafından düzenlenen rapor okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden davalının hazineye ait 1028 parsel sayılı taşınmaza ev yapmak suretiyle yapılaştığı ve el attığı sabittir. Ne var ki, çekişmeli yerle ilgili olarak hazine tarafından davalıya 2981 Sayılı Yasa'nın 10/a maddesi hükmü gereği tapu tahsis belgesi verildiği belgenin halen geçerliliğini koruduğu anlaşılmaktadır. Ancak dosyada mevcut bilirkişi tespitlerine göre davalının tapu tahsis belgesi kapsamı dışında bulunan 65 m2 lik bir bölümde inşaatını taşırdığı görülmektedir.
Bu durumda, tapu tahsis belgesi kapsamı dışında kalan yer yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Kapsam içerisindeki yer bakımından ise; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşaa edilen ve 2981 Sayılı Kanun'un 2. maddesinde belirtilen yerlerde inşa olunmuş yapılar hakkında adı geçen kanun ve bu kanuna değişiklik getiren 7.6.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3290 Sayılı Kanun hükümleri göz önüne alınmak suretiyle olaya çözüm getirilmelidir.
3290 Sayılı Kanun'un 13. maddesi ile değişen 2981 Sayılı Kanun'un 22. maddesinin (b) bendinde 2981 Sayılı Kanun'un kapsamına giren yapılarla ilgili olarak yargı mercilerinde açılmış davaların yürütülemeyeceği gibi haklarında evvelce yıkım kararı alınmış ve kesinleşmiş olan yıkım işlemlerinin de bu kanuna göre işleme tabi tutulacağı belirtilmiştir. Değinilen yasal düzenlemede taşınmazın belediye imar hudutları içerisinde olup olmaması yönünden bir ayrıcalık getirilmemiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda öngörülen yasal düzenlemeler gözetilerek davanın durdurulmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı hazinenin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 TL. duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy