(4721 S. K. m. 559)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak miras bırakanları Yakup'un diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bütün mal varlığını oluşturan 3196 parsel sayılı 2 katlı evini ölünceye kadar bakma akdi ile oğlu ve torunu olan davalılara temlik ettiğini,davalıların murise bakmadıklarını,murisin amacının bağış olduğunu ileri sürüp tapu kayıtlarının iptalini istemiştir.
Davalılar,Medeni Kanunun 559. maddesi gereğince iptal davası açmak için 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini,davacının açmış olduğu 1999/985 esas sayılı ölünceye kadar bakma akdinin iptali ve tenkisi davasının derdest bulunduğunu,bakım alacaklısına ölümüne kadar baktıklarını,murise ait başka taşınmazlar bulunduğunu,mahfuz hissenin ihlal edilmediğini ileri sürüp davanın reddini savunmuşladır.
Mahkemece,Medeni Kanunun 559. maddesini de belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğu ve subut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla,Tetkik Hakimi raporu okundu.Düşüncesi alındı.Dosya incelendi.Gereği görüşülüp,düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü süre geçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden, özellikle iddianın ileri sürülüş biçiminden,çekişmeye konu 3196 parsel sayılı taşınmazın davalılara yapılan temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürülerek tapusunun iptalinin istendiği anlaşılmaktadır.
İddianın belirtilen niteliği dikkate alındığında,davanın 1.4.1974 tarih ½ sayılı İnançları Birleştirme Kararına dayandırıldığı,temlike dair sözleşmenin butlanla sakat olduğu belirtilmek suretiyle buna dayalı tescilin iptalinin istendiği açıktır.Butlanla malül olan akitler bakımından geçersizlik iddialarının bir süreye tabi olmadığı yerleşik inançlarla belirlenmiş bir olgudur.Sözü edilen iddia ile açılan davaların bir süreye tabi olmaksızın dinlenme olanağı mevcuttur.
Hal böyle olunca, işin esasına girilip, deliller toplandıktan sonra bir hüküm kurulması gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan Medeni Kanunun 559. maddesi dayanak yapılmak suretiyle davanın reddedilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy