(1086 S. K. m. 288) (3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı ( K.Davalı ), Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.3.1998 tarih ve 1997/9-1998/37 sayılı kararı ile kendisine ait olduğu hükmen kesinleşen dava konusu 18 parseli davalının kullanmaya devam ettiğini, taşınmazdan çıkmadığını ileri sürüp davalının el atmasının önlenilmesi ve karşı açılan alacak davasının ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ( K.Davacı ) ise dava konusu yeri 1990 yılında davacıdan 45 milyon TL. ye satın aldığını, taşınmazın adına kadastro sırasında tespit gördüğünü, ancak davacının açtığı tapu iptali davası sonunda tapunun iptal edildiğini, davacı lehine karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, taşınmazda imar-ihya yaptığını, davacının haksız zenginleştiğini, denkleştirici adalet kuralı da göz önünde tutularak 6 milyar TL.nin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, el atmanın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, karşı dava yönünde ise paranın alım gücünün 1990 tarihinden itibaren dolarla endeksli olarak hesabı sonunda davalı ( K.davacı )'nın isteği yönünde bu davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ( K.Davalı ) vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 27.1.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Cezmi Metin ile temyiz edilen vekili avukat Servet Zümbül geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik tarafından düzenlenen rapor okundu. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, el atmanın önlenilmesi, karşı dava ise harici satış bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 18 parsel sayılı taşınmazın davacının miras bırakanına ait iken harici taksim sonucu davacıya düştüğü, onun harici satış nedeniyle davalı adına tespit ve tescil edildiği, davacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava sonunda harici satış olgusu üzerinde 3402 Sayılı Yasanın 13/B-b maddesinde öngörülen sürenin geçmediği gerekçesi ile 6.3.1998 tarih ve 1997/9-1998/37 sayı ile davanın kabul edildiği ve hükmün kesinleştiği, davalının buna karşın işgalini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda el atmanın önlenilmesine karar verilmesi doğrudur. Ayrıca, taşınmazın harici satışa konu edildiği de yukarıda açıklanan dosya kapsamı ile sabittir.
Bu durumda, belirlenecek harici satış bedeli üzerinden hapis hakkı tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur. Ne var ki, mahkemece kabul edilen 45 milyon TL. harici satış bedelinin sübutuna ilişkin olarak tanık sözleri dışında dosyada bir belge mevcut değildir. HUMK.'nun 288. ve devamı maddeleri hükümleri gözetildiğinde mahkemenin kabulüne, konu satış bedelinin yasada öngörülen tanıkla ispat sınırlar dışında bulunduğu açıktır.
Sonuç: Hal böyle olunca, karşı davacıdan varsa satış bedeline ilişkin belgelerin istenmesi, ibraz edilemediği takdirde davalıya bedel hususunda yemin teklif hakkı olduğunun hatırlatılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı ( K.davalı ) vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları doğrudur. Kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy