(4721 S. K. m.689)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 1744 parsel paydaşı olduğunu, özel parselasyon gereği 6 nolu özel parseline, 5 nolu özel parsel maliki paydaş davalı Nizam'ın ve yine komşu 391 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından davalı Mevlüt'ün ayrı ayrı taşkın inşaat yapmak suretiyle elattıklarını ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı Nizam, özel parselasyonun resmi olmadığından bağlayıcı olmadığını, satıcı tarafından gösterilen yere bina yaptığını, iyiniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuş ve temliken tescil istemiştir.
Davalı Mevlüt, emlakçıdan satın alırken gösterilen yere evini inşa ettiğini,temliken tescil şartlarının oluştuğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı Nizam yönünden; Nizam'ın paydaş olduğu ve taraflar arasında fiili kullanma biçimi oluştuğundan sorunun taksim veya şuyunun satış yoluyla giderilmesi suretiyle çözümlenebileceğinden bahisle, davanın reddine; diğer davalı Mevlüt yönünden ise, davalının çaplı taşınmaza taşkın yapı inşası nedeniyle iyiniyetli sayılamayacağı ve ifrazında mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı M.İhsan vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava. Çaplı taşınmaza ve çaplı taşınmaz içerisinde bulunan özel parsele elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.Mahkemece, davalı Mevlüt yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı Mevlüt'ün temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.Davacının temyizine gelince;
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; paylı mülkiyet üzere olan ve mahkemece fiili kullanma biçiminin oluştuğu kabul edilen 1744 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki 6 nolu özel parsele elatıldığı saptandığı halde, ortaklığın giderilmesi davası açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı Nizam hakkındaki davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi; paylı mülkiyete konu taşınmazın özel parselasyona göre kullanılması yönünden oluşmuş ve tüm paydaşlarınca benimsenmiş bir anlaşma varsa, bu anlaşmaya (kullanım biçimine) uygun olarak hareket edilmesi zarureti doğar. Aksi hal (anlaşmaya aykırı davranış), hakları ihlal edilen paydaş yada paydaşlara dava açabilme ve anlaşmaya uygun olarak hareket edilmesini talep edebilme hakkı verir.
Somut olayda; 5 nolu özel parselin davalı Nizam'a, 6 nolu özel parselin davacıya ait bulunduğu ve davalı Nizam tarafından yapılan binanın davacı özel parseline taşkın olduğu tartışmasızdır. Mahkemece, davalının iyiniyetli olmadığı da kabul edilmiştir. Olayda, Medeni Yasanın 724 ve 725. maddelerinin de uygulama olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen ilke ve olgular gözetilerek davalı Nizam yönünden de elatmanın önlenmesi ve taşkın kısmın yıkılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün yukarıda açılanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy