(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, çekişme konusu 318, 319 parsel sayılı taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını, öncesinin orman olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, davalıların miras bırakanı adına tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi uyarınca, dava konusu taşınmazın öncesinin tapulu olması nedeniyle mülkiyetinin Hazineye geçmesinin mümkün olamayacağı, ayrıca kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, çekişmeye konu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi hükmü gereği Hazine adına orman dışına çıkarıldığını ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.Mahkemece, çekişmeli yerin öncesinin tapulu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre; dava konusu taşınmazın da bulunduğu yörede 1948 yılında orman tahdidi yapıldığı ve tahdidin kesinleştiği; aynı yerde 1977 yılında nitelik yitirmeden ötürü 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulamasının yapıldığı, nizalı taşınmazın orman dışına çıkarıldığı; ancak, çıkarma işleminden önce, dava konusu taşınmazın, 1976 yılında kesinleşen arazi kadastrosu ile senetsizden davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; orman tahdit alanı içindeki bir yerin, orman toprağının, zilyetlikle kazanılmasına olanak yoktur. Bu bakımdan tahdit içerisinde oluşan davalı tapusuna değer verilemez. Diğer taraftan, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi "orman sınırı dışına çıkartılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahibine intikal eder" hükmünü taşımaktadır. Yasa hükmünde sözü edilen tapu kaydının, orman tahdidi öncesinde tesis edilen tapu kaydı olduğu da tartışmasızdır. Bu sebeple, mahkemenin kabulündeki kaydın yasanın öngördüğü anlamdaki kayıt niteliğinde olduğu kabul edilemez.
Öte yandan; Hazinenin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerdir iddiasıyla açtığı davaların 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olmadığı da yargısal uygulama ile belirlenmiş bir olgudur.
Hal böyle olunca; orman tahdit alanı içerisindeyken oluşan davalı tapusuna değer verilmek suretiyle hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy