(3402 S. K. m. 20) (4721 S. K. m. 719)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 5 ada 20 parsel sayılı taşınmaza, davalıların yaklaşık 20-25 yıldır kullanmak suretiyle tecavüz ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar Ali ve Musa aynı yerle ilgili açılan ve redle sonuçlanan dava bulunduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuşlar, davalı Ökkeş ise davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar Ali ve Musa tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere, özellikle davada ileri sürülen iddianın içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortak sınırdan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Taraflar 4753/5618 sayılı Muhtaç Çitçiyi Topraklandırma Yasası uyarınca oluşan tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Ayrıca her bir kaydın ayrı ayrı haritası mevcuttur. Buna göre, Medeni Kanunun 719 ( eski 645 md ) ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesi gereğince bu tür kayıtların harita ve krokilerinin uygulanması suretiyle kapsamlarının tayin ve tespit edilebileceği açıktır. Esasen, mahkemece bu ilke ve yasal düzenleme gözetilerek ve izlenerek elde edilen rapor gereğince hüküm kurulmuştur. Ne varki, daha önce davacı ile bir kısım davalılar ve miras bırakanlarının da taraf oldukları Yunak Sulh Hukuk Mahkemesinin 1977/12-9 esas ve karar sayılı tespit dosyasında taraf tapularına kapsam belirlendiği gibi, daha sonra davacının davalıların miras bırakanları aleyhine Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinde 1990/4-140 esas sayı ile açtığı ve yasal yollardan geçerek kesinleşen elatmanın önlenmesi istekli davanın reddine ilişkin hükmün dayanağı 14.10.1988 günlü fen bilirkişileri O. Mesut Kurucu ve Ömer Kaymaz tarafından düzenlenen rapor ve krokide tarafların taşınmazları arasındaki ortak sınırın kuzey-güney istikametinde uzayan "yol" olduğu ve davalıların taşınmazlarının da batıda yola sınır teşkil edecek şekilde gösterildiği görülmektedir. Oysa, eldeki davada hükme esas alınan 1.7.2003 tarihli teknik bilirkişilerin krokisinde yolun batısında kalan "A, B, C" harfleriyle gösterilen bölümlerinde davacı tapusu kapsamında kalacak şekilde "ortak sınırın" belirlendiği ve bu kısımlarında karar kapsamına alınarak davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan rapor ve kroki ile derecattan geçerek kesinleşen kararın dayanağı rapor ve krokide gösterilen "ortak sınırın" başka başka yerlerde gösterildiği gözetilmek suretiyle farklılığın nereden ve nasıl kaynaklandığı üzerinde durulmamış, önceki ilama dayalı bilirkişi rapor ve krokileri irdelenmemiştir.
Sonuç: Hal böyle olunca, eksik incelemeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy