(4721 S. K. m. 705)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 30 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tescil edildiğini, oysa bu taşınmazın vergi kaydı ile Fatma G.'a ait iken, onun başkalarına sattığını, daha sonra kendisini son zilyedi olan İsmail A.'dan satın alıp, hazine aleyhine açtığı tescil davası sonucu bu yerin adına tescilini sağladığını belirtip, taşınmazın hazine adına olan tapusunun iptaliyle adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Fatma G. mirasçıları olan müdahil davacılar, 30 parsel sayılı taşınmazın vergi kaydı ile murislerine ait olduğunu, Fatma'nın ölümünden sonra Fatma'nın kocası olan Ahmet'in taşınmazı İsmail A.'ya sattığını, kendilerinin muvafakatı olmadan yapılmış bu satışın geçersiz olduğunu bu yerin hazine ile de bir ilgisi bulunmadığını, belirtip 30 parselin tapusunun iptaliyle adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece müdahillerin isteği üzerinde durulmadığı ve müdahiller yönünden olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle bozulmakla, bozmaya uyulduktan sonra bu kez müdahil davacıların vergi kayıtlarına değer verilmek suretiyle davacının davasının reddine, müdahil davacıların davalarının kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı tarafından süresinde, duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 22.5.2001 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden hazine vekili avukat Aynur Aksan geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili ile temyiz edilen vs. vekili avukatlar gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi N. Semra Soydaş tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Davacının dosyadaki tescil ilamında davaya katılan Fatma G. mirasçıları taraf olmadığı için önceki bozma ilamında da değinildiği gibi, bu ilamın katılanları bağlamıyacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, dava konusu taşınmaz üzerinde tesbit gününe kadar hangi tarafın kazanmaya esas zilyetliğinin gerçekleştiği hususu önem taşımaktadır. O halde, tesbit gününe kadar dava konusu taşınmaz üzerinde davacı ve onun bayii durumunda olan bu taşınmazı 20.4.1973 tarihli noter senedi ile davacıya satan İsmail'in eklemeli zilyetliği de gözönünde tutularak zilyetliğin başlangıcı, süresi, sürdürülüş biçiminin maddi olaylara dayalı olarak ve aynı hususlar müdahiller yönünden de düşünülmek suretiyle tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereklerine uygun düşmeyecek şekilde eksik soruşturma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Av. ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince temyiz eden vekili için 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 12.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy