(4721 S. K. m. 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki bulunduğu 1445 parsel sayılı taşınmazda turistik otel bulunduğunu, imar uygulaması ile yola terk edilen kısımlara davalıların seyyar kulübe yaptıklarını, kulübelerin düzensiz ve pis görüntüsünün otelin çalışmasına olumsuz etkide bulunduğunu ileri sürüp komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğinde bulunmuştur. Bir kısım davalılar, belediyenin tahsis ettiği yerleri bedel ödeyerek kullandıklarını, husumetin belediyeye yöneltilmesi gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, husumetin belediyeye yöneltilmesi gerektiği, davalıların sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden toplanan delillerden;çekişme konusu olup davacıya ait 1445 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde davalılarca küçük barakalar kurulmak suretiyle ticari faaliyet gösterilen yerlerin imar uygulaması sonucu davacı parselinden ayrılan ve yola terkin edilen bölümde kaldığı, bu yerlerin tasarrufunu 1580 Sayılı Yasa hükümleri gereği belediyeye ait olduğu ve belediyenin izni ile belediyeye ödenen ücret karşılığı davalılarca kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, davalıların belirtilen şekildeki tasarruflarının kendi ticari faaliyetine engel teşkil edecek şekilde rahatsızlık yarattığını ileri sürmektedir. İddianın belirtilen niteliği itibariyle isteğin komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi niteliğinde bulunduğu açıktır.
Sonuç: Hal böyle olunca, öncelikle davada husumette yanılgı değil eksikliğin bulunduğu kabul edilerek çekişmeli yerleri davalılara tahsis eden ve onların kullanımına izin veren belediyenin davada yer almasının sağlanması, ondan sonra yerinde gerekli inceleme yapılarak davalıların gösterdikleri faaliyetlerinin davacıya ne gibi zarar verdiğinin açıklıkla saptanması, bir zararın varlığının belirlenmesi halinde Türk Medeni Kanunun 737. ve takip eden maddeleri gereği ne gibi önlem ve tedbirlerle zararın giderilebileceğinin belirlenmesi, bilirkişilerce saptanacak uygun önleme hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy