(2004 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacı, A.... Merkez Dere Mahallesi 529 ada, 25 parselde kayıtlı taşınmazın, cebri icra yoluyla, sözde alacağına mahsuben, hileli şekilde davalıya geçtiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile aynen iadesini veya sürüm değerinin ödenmesini istemiştir.
Karar: Davalı, dava konusu taşınmazın haciz yoluyla yapılan takiple satıldığını, işlemlerin resmi ve yazılı yapıldığını, icra takibi sırasında davacının itirazı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil istemine dayalıdır.
Mahkemece, davanın tapu iptali tescil davası olarak dinlenme olanağının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimi ile dava dilekçesinin içeriğinden; davacının, davalı olan damadının hileli yollarla ele geçirdiği senedi takibe koyduğunu ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen takibe dayalı satış ile de çekişme konusu taşınmaz mülkiyetinin davalıya geçtiğini, bu suretle oluşan mülkiyetin nakli işleminin yolsuz olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
Değinilen iddiaya göre, davacının yapılan ihalenin usulsüzlüğünden bahisle İcra İflas Kanununun 134 maddesi hükmüne göre, ihalenin feshini isteyebileceği kuşkusuzdur. Bunun yanında, ihale sonucu edinilen mülkiyete dayalı tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açmasına da yasal bir engel mevcut değildir.
Böyle bir davada, takibe esas teşkil eden borç ilişkisinin doğru olup olmadığı, buna dayalı takibin usulüne uygun yapılıp, yapılmadığı ve davalının değinilen aşamalarda usul ve yasaya aykırı bir katkısının bulunup bulunmadığının araştırılması gereklidir. Oysa mahkemece, sadece taraflar arasında borç ilişkisi üzerinde durulmuş, bunun ötesinde tescile kadar ki, süreç inceleme dışı tutulmuştur. Noksan soruşturmaya dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca, açıklanan hukuki sebebe dayalı davanın dinlenme olanağı bulunduğu dikkate alınarak, yukarıda açıklandığı şekilde incelemenin yapılması soruşturmanın tamamlanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ve eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy