(4721 S. K. m. 755) (3202 S. K. m. 12) (Arazi Toplulaştırma Tüzüğü m. 12)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 95, 195, 113 ve 434 kadastro parsellerinin toplulaştırma ili 111 ada 3 parsel numarasını aldığını, kendisine pay verilmediğini, kadastro parselindeki miktar kadar kısmın iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı ise köyde toplulaştırma yapıldığını, davacının 3 dönüm yerinin kaybolduğunu, toplulaştırma sonucu kendilerine verilen yerleri kullandıklarını savunup davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplulaştırma sırasında davacı ile davalıların miras bırakanının isim benzerliği yüzünden davacıya ait 95, 195, 113 ve 434 sayılı kadastro parsellerinin de davalılar murisine aitmiş gibi davalılara ait 74, 76, 195, 352, 329, 309 ve 311 parsellerle birlikte işleme tabu tutulup 111 ada 3 parselin oluşturulduğunu, davacının halen kendi yerini kullandığı, davalıların ise kendi yerlerini kullandıkları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından temyiz edilmiş olmakla, Tetkik hakimi Hüseyin Ç. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava dilekçesinde ileri sürülen iddianın, içeriği itibariyle arazi toplulaştırma işlemi sonucu oluşturulan tapu sicilinin düzeltilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, işlemin isteğe bağlı toplulaştırma niteliğinde bulunduğu da açıktır. Ülkemizde, toprak toplulaştırmasına imkan veren genel bir hüküm toprağın iyileştirilmesi başlığını taşıyan Medeni Kanunun 755. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre su yollarını düzeltme, sulama, bataklık yerlerini kurutma, yol açma, orman yetiştirme, arazileri toplulaştırma gibi iyileştirme işleri ancak ilgili maliklerin girişimleriyle yapılabilecekse belirtilen işlerin yapılabilmesi için, arsaların(toprakların) yarısından fazlasına malik bulunan ve sayıca da maliklerin üçte ikisini teşkil eden kimselerin olumlu karar vermesi gerekir. Çoğunluk kararı alındıktan sonra diğer maliklerin alınan karara uyma mecburiyetleri vardır. Hemen belirtilmelidir ki, Medeni Kanunun 755. maddesini karşılayan İsviçre Medeni Kanunun 703.maddesi 3 Ekim 1951 tarihli Tarım Kanununun 121.maddesiyle değiştirilmiş, toplulaştırma belirli ölçüde kolaylaştırılmış, maliklerin üçte ikisinin değil, sadece salt çoğunluğunun olumlu oyu yeterli sayılmıştır. Öte yandan, 22.5.1985 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 12/C maddesi ile Sulama dairesi Başkanlığına (sulu ve kuru tarım arazilerinde toplulaştırmaya uygun arazi sahipleri çoğunluğunun isteğine bağlı arazi toplulaştırılması için, etüt planlama, program ve projelerini hazırlamak, hazırlatmak, tasdikini yapmak, uygulama işlerini yapmak, yaptırmak) görevleri de verilmiştir.
Arazi toplulaştırma işlemlerini düzenleyen 24.9.1979 tarih 7/18231 sayılı Tüzükte, işlemlerin nasıl gerçekleştirileceği belirtilmiş, Tüzüğün 12 maddesinde ise (parsellerin derecelendirilmesine ilişkin harita, mülkiyet listesi ve derecelerin birbiri ile denkliğini belirten tablo, köyde görülebilecek bir yerde veya belediye tahtasında onbeş gün süreyle asılarak ilan olunur. Asılma ve indirilme bir tutanakla saptanır. Harita, liste ve tablonun ilan edildiği ayrıca köyün ve belediyenin bağlı olduğu ilçe veya il merkezinde alışılmış araçlarla duyurulur. Arazi malikleri derecelendirme harita, mülkiyet listesi ve tablosuna ilan gününden başlayarak yirmi gün içinde yazılı olarak derecelendirme kurulu başkanlığına itiraz edebilirler. Kurul itirazları onbeş gün içinde karara bağlar. Karar, ilgililerine yazılı olarak duyurulur. Bu karara, bildirim tarihinden başlayarak on gün içinde proje idaresi eliyle Bakanlığa itiraz edilebilir. Bakanlığın otuz gün içerisinde vereceği karar üzerine derecelendirme kesinleşmiş olur. Bu karar, ilgililere ayni biçimde duyurulur.) denilmiştir. Anılan Tüzükte öngörülen ve Bakanlar Kurulu kararı ile başlatılan arazi toplulaştırma işlemlerinin gerçekleştiriliş ve özellikle kesinleştirilme yöntemi dikkate alındığında Bakanlığın son kararına karşı, idari yargı yerinde dava açılabileceği kuşkusuzdur.
O halde, davaya konu tapu sicilinin oluşmasına esas teşkil eden arazi toplulaştırma işlemine ait tüm belge örneklerinin eksiksiz olarak bölge müdürlüğünden ve gerektiğinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden dosyaya getirtilmesi, işlemin, idari yargı yeri evresini de kapsayacak şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin değerlendirilmesi; toplulaştırmaya ilişkin idarece yapılan ya da yaptırılan işlemin idari yargı yerine dava açılarak bozulmadığının, diğer bir deyişle hukuki varlığını koruduğunun anlaşılması durumunda eldeki davanın reddedilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek işin esasının incelenmesi, iptal ve tescile karar verilmesi isabetsizdir. Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy