(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 275, 283)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 314 parsel sayılı taşınmazına komşu parsel sahibi davalının malzeme koyduğunu, çocuk parkı tesis ettiğini, birleşen davada da taşkın duvar tecavüzü olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenilmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacı taşınmazına elatmasının sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi A. Sevil Ç.'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükmün dayanağını oluşturan 20.12.2000 tarihli krokide belirlenen 78 m2 tecavüzün varlığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Ne var ki, davacının başvurusu üzerine yapılan tesbit dosyasındaki 20.9.2002 tarihli rapor ve buna bağlı krokide, tecavüz miktarının 20 m2 olduğu saptanmıştır. Her iki rapor belirtilen tecavüz miktarı bakımından çelişkilidir. Bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru değildir.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkca gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Hal böyle olunca; yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde ve üç uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılması, önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy