(1580 S. K. m. 70, 159) (3194 S. K. m. 11)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı belediye, Belediye yasasından kaynaklanan ve kayden de maliki bulunduğu taşınmazda bulunan su boruları ile enerji nakil direklerinin sökülmesi için davalı köy muhtarlığının girişimlerde bulunduğunu bildirerek, su borusu ve elektrik hattının sökülmemesi için sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı A.... Köyü Muhtarlığı, mer'a vasfındaki dava konusu taşınmazın 16 parsel olarak Belediye Başkanlığı adına hükmen tescil edildiğini, imar planlarıyla mer'aların vasıf ve mahiyetlerinin değiştirilemeyeceğini belirterek tapu kaydının iptali ile köy tüzel kişiliği adına tescilini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Belediye Başkanlığının davasının kabulüne, davalı köy muhtarlığının haksız ve yersiz çekişmesinin önlenmesine, davalı-karşı davacı A.... Köy Muhtarlığının davasının kısmen kabulüne, 16 parsel (imar uygulaması sonucu 17, 20, 21, 22 parsellerin) kadim köy merası olması nedeni ile tescil harici bırakılmaları gerektiğinden tapu kaydının iptaline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince ayrı ayrı süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.4.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Çaycuma A....atlı Köyü vekili avukat Sadettin Ünsal geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S. Altıngöz tarafından düzenlenen rapor okundu. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı belediye başkanlığı, 1580 Sayılı Yasanın 70. ve 159. maddelerine dayanarak çekişmeli yerin belediye sınırları içerisinde ve belediyenin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, nizalı yerin öncesinin davalı köyün merası ise de 775 Sayılı Yasaya göre tasarruf hakkının belediyeye devrinin gerektiğini, bu yerin belediye meclisince küçük sanayi sitesi rezerv alanı olarak belirlendiğini, bu işlemin bakanlıkça onandığını, bu yerden SEKA işletmesine ait su boruları ve enerji nakil hattının geçirildiğini, bu işleme belediyenin muvafakat ettiğini, ne var ki, davalı köy muhtarlığının muaraza çıkardığından dava dışı SEKA'ya ait su boruları ve enerji nakil hattının sökülmemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği, buranın kadim köy merası olduğunu, belediye meclisi kararının iptali için idari yargıya dava açtıklarını, o dava sonucunun beklenilmesini ve eldeki davanın da reddini savunmuştur. Ayrıca, köy muhtarlığı karşılık dava açarak dava konusu yerin kadim köy merası olduğunu, bu yerle ilgili olarak Asliye hukuk Mahkemesinde 1969/103 esasta kayıtlı bir davanın görüldüğünü, o davanın davacısının aynı köy tüzel kişiliği davalısının ise SEKA işletmesi olduğunu, o davada bu yerin kadim köy merası olduğundan, davalı adına oluşturulan tapunun iptali ve müdahalesinin men'ine kararı verilmesinin talep edildiği, mahkemece sınırları yazılı 281.374 m2 lik yerin köy merası olduğundan davalının tapusunun iptaline ve davalının bu yere müdahalesinin menine kararı verildiğini, hükmün temyizi üzerine, kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesince 18.6.1970 tarihinde onanarak kesinleştiğini, bundan sonra Asliye Hukuk Mahkemesine 1979/289 esasta kayıtlı başka bir davanın açıldığını, iş bu davanın davacısının SEKA işletmesi, davalısının ise A.... Köyü Tüzel kişiliği olduğunu, davada müesseseye ait su ve enerji nakil hattına müdahalenin önlenmesinin istendiğini, mahkemece, Yargıtay 14. Hukuk dairesinin bozma ilamına uyulduktan sonra kesin hüküm bulunduğu ve eldeki davaya belediyenin müdahil olmasının ona nizalı yerde sadece yönetimsel haklar sağlayacağına değinilerek, davanın reddine kararı verildiğini ve bu ret karırının Yargıtay 14. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiğini, hal böyle iken, ilçeye kadastronun girdiğini, köye ait kadim meranın belediye adına tesbit gördüğünü ve köy tüzel kişiliğinin hasım (taraf) olmadığı Kadastro Mahkemesinin 1988/24 esasta kayıtlı dosyasından verilen kararla nizalı yerlerin belediye adına tesciline kararı verildiği anlaşıldığından, tesbit öncesi kadim mera iddiasına tutunularak davalı belediye adına hükmen oluşturulan 25 ada 16 parsel kaydının iptali ve davalının (belediyenin) müdahalesinin önlenmesini istemiştir. Her iki dava birleştirilerek görülmüştür. Mahkemece, 1993/58 esasta kayıtlı ilk dava için 4342 Sayılı Yasanın uygulanmasının söz konusu olmadığı, imar planı değişikliğinin belediye meclisince 9.6.1984 tarihinde kabul edilerek Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 1.3.1985 tarihinde onandığı köy tüzel kişiliğince, imar planı değişikliğinin iptali için idari yargıya açılan davanın, idari yargı tarafından esasa girilmeden süre yönünden reddedilmesi gerektiği, ne var ki idare mahkemesince işin esastan incelemeye alındığı, fakat idari yargıdaki kararın eldeki dava için bekletici mesele sayılamayacağı, köy tüzel kişiliğinin açtığı 1992/413 esasta kayıtlı iken birleştirilen dava için 4342 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre meraların özel mülkiyete konu olamayacağı ve amacı dışında kullanılamayacağı, çekişmeli 25 ada 16 parselle ilgili Belediye adına tescile ilişkin karar, yok hükmünde ise de; onaylanmış imar planında küçük sanayi sitesi rezerv alanında kaldığı için belediyece yaratılmış bir muarazadan söz edilemeyeceği gerekçesiyle belediyenin açtığı davanın kabulüne, köy muhtarlığının müdahalesinin önlenmesine, birleştirilen davanın da kısmen kabulüyle 25 ada 16 parselin imar uygulamasıyla oluşan aynı ada 17, 20, 21 ve 22 parsellerin kadim köy merası olduğu için tescil harici bırakılmasına ve bu yerlere ilişkin tapu kayıtlarının iptaline karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, kadastroca mahkemesinin 1988/24 esas ve 1989/2 karar sayılı dava dosyasında davacı hazine, davalı belediye başkanlığıdır. Hazine çekişmeli yer için belediye aleyhine 1988/237 esasta kayıtlı dava ile tescil talep etmiş, ilçeye kadastro girince dava görevsizlikle kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Bu dosyada hazine vekili bakanlıktan olur almadan davadan vazgeçmiş, mahkeme de vazgeçme nedeniyle davanın reddine, 25 ada 16 parselin ek komisyon kararı uyarınca belediye adına tesciline karar vermiştir. Karar taraflara tebliğ edilmiş olup temyiz edilmediği için 8.3.1989 tarihinde kesinleştirilmiştir. Görüldüğü üzere, bu davada köy tüzel kişiliği taraf değildir. Yerel mahkemenin yasal yollardan geçmeyen kararının köy tüzel kişiliğini bağlandığından söz edilemez. Esasen 1969/103 esasta kayıtlı köy tüzel kişiliği ile SEKA işletmesi arasında görülen davada çekişmeli yerin kadim köy merası olduğu saptanmıştır. Bu karar Yargıtay'ca onanmıştır. Ayrıca, SEKA işletmesinin köy muhtarlığı aleyhine açtığı 1979/289 esasta kayıtlı davaya belediye müdahil olmuştur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.4.1979 tarihli bozma kararından sonra davanın reddine kararı verilmiş, bu karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesince açıklamalı onanmıştır. Kesinleşen bu iki kararla nizalı yerin mera olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, köy tüzel kişiliğinin belediye aleyhine idari yargıya açtığı davada verilecek kararın eldeki davayı etkilemeyeceğinden söz etme olanağı yoktur. Ayrıca, 3194 Sayılı Yasanın 11/son maddesi 4342 sayılı yasayla ortadan kaldırılmıştır.
Hal böyle olunca, idari yargıda verilecek kararın eldeki dava bakımından bekletici sorun sayılması ayrıca, 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesinin 4. fıkrasının 4342 Sayılı Kanunla değiştirildiğinin gözetilmesi ve 1969/103, 1979/289 ve 1988/24 esaslarda kayıtlı dava dosyalarında verilen kararların yanlar için güçlü delil oluşturacağının göz önünde tutulması ve yanların tüm delilleri dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuksal olmayan gerekçelerle ve yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle kararın açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 TlL. duruşma Avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy