(6570 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu dava konusu taşınmazdaki işyerinin Müslüm B. tarafından kiralandığını ancak bilahare yapılan tesbitte Müslüm'ün dava konusu yeri terkettiği ve davalı tarafından haksız olarak işgal edildiğinin anlaşıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının çekişmeli taşınmazı asıl kiracı ile anlaşarak kullandığı diğer bir deyişle asıl kiracı ile arasında bulunan kiracılık ilişkisine dayandığı, o halde davanın 6570 sayılı yasanın 12. maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği, ancak kira sözleşmesinden doğan tahliye davası ile mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi davalarının nitelik itibariyle birbirinden farklı olduğu bu nedenle davanın esastan reddi gerektiğini gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Zümrüt Eskicindil'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı yerdeki bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kira ilişkisinden söz edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine toplanan delillere göre, çekişmeli bağımsız bölümün kayden davacı idareye ait olduğu, idarece dosyada mevcut 1.1.1990 kira başlangıç tarihli sözleşme uyarınca dava dışı kişiye kiraya verildiği ancak taşınmazda sözleşmede kiracı sıfatını taşıyan dışında ve sözleşme ile ilgisi bulunmayan davalının oturduğu ve davanın da bu kişi aleyhine açıldığı anlaşılmaktadır. Anılan kira sözleşmesinin 14. maddesi hükmü ile kiracının kiralananı devir yetkisinin bulunmadığı aksine bu imkanın verilmediği de sabittir.
Öte yandan, davalı yargılamaya katılmamış taşınmazda bulunmasının haklı bir neden dayalı olduğunu da ileri sürmemiştir. Davalının, alt kiracı ilişkisi bulunduğunu ileri sürmesi halinde dahi yukarıda değinilen sözleşmenin 14. maddesi hükmünce bu savunmaya değer verilemez.
Sonuç: Hal böyle olunca, davalının çekişmeli taşınmazda haklı ve geçerli bir neden olmaksızın işgalci sıfatıyla bulunduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 23.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy