(743 S. K. m. 633, 659)
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, aynı taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinden verilip kesinleşen ilamı ile Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen ve kesinleşen ilamdan hangisinin infaz edileceğinde tereddüt oluştuğundan; ilamlar arasındaki çelişkinin giderilerek Sulh Hukuk Mahkemesi ilamının infazının yapılmasını istemiştir.
Davalılara tebligata rağmen yargılamaya katılmamışlardır. Yargılama sırasında ölen N. mirasçıları davaya dahil edilmişler ve davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, adli yargı mahkemeleri arasındaki kararların yerel mahkemelerle denetlenmesinin olanaklı olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de; dava değeri dikkate alınarak talep red olundu. Tetkik Hakimi Satılmış A.'ün raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 213 ada 4 parselde 1/2 payının bulunduğunu, öteki 1/2 pay sahibi N.'nin kendi payını E. E.'e tapuda satışı üzerine, Sulh Hukuk Mahkemesine, 1.10.1996 tarihinde, 1996/524 esasta kayıtlı şuf'a davası açtığını; bunun üzerine 1/2 pay sahibi N.'nin ise E. aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesine, 25.10.1996 günü hile nedeniyle iptal ve tescil davası açtığını; hileye dayalı iptal ve tescil davasının 5.11.1996 günü kabulle neticelendiğini ve temyiz edilmeksizin 5.12.1996 günü kesinleştiğini; Şuf'a davasının da 7.2.1997 günü kabulle sonuçlandığını ve 10.3.1997 tarihinde kesinleştiğini; Şuf'a davasında tedbir kararı verildiği için yasa yollarından geçmeyen her iki kararında infaz edilemediğini, şuf'a davasının görüldüğü Sulh Hukuk Mahkemesinde önceki (hileye dayalı iptal ve tescil kararı) karar tartışıldığı için, Sulh Hukuk Mahkemesi kararının infaz edilmesinin hakkaniyete daha uygun olacağını ileri sürerek kesinleşen iki ilam arasındaki çelişkinin giderilmesini, Şuf'a davasında verilen karara göre işlem yapılmasını istemiştir. Davalı N. mirasçıları davaya dahil etmiş, bu kişiler davanın reddini savunmuşlardır. Öteki davalı yanıt vermemiştir.
Mahkemece, Yargıtay dışında ilk derece mahkemelerin birbirlerinin kararlarını denetleme yetkileri olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre çekişmeli taşınmazın paydaşlarından N. K. K. tarafından açılan ön alım davasında payı çekişmeli olan N.; onun payını edinen E. hakkında açılan davada ise öteki paydaş (N. K. K.) taraf bulunmamaktadır.
Öyle ise her iki hükmün adı geçenler bakımından kesin hüküm olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir.
Hal böyle olunca, eldeki davada ileri sürülen iddiaların araştırılması, toplanan delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy