(4721 S. K. m. 683, 722) (1086 S. K. m. 275) (HGK 20.03.1996 T. 1996/1-40 E. 1996/177 K.)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıların hakları olmadan kendisine ait 422 parsele elatıp limon ağacı diktiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ağaçların sökülmesini istemişlerdir.
Davalılar vekili, davanın yersiz açıldığını beyanla reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların haklı ve geçerli bir neden olmadan davacıya ait 422 parsele elatıp, ağaç diktikleri anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Hüseyin Ç.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve taşınmaza dikilen ağaçların sökülmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalıların haklı ve geçerli bir neden olmadan davacıya ait 422 parsele elatıp ağaç diktiklerinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davalıların davacıya ait çaplı taşınmaza 49 adet çeşitli yaşlarda ve cinslerde meyve ağaçları dikmek suretiyle elattıkları sabittir. Bu bakımdan elatmanın önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak mahkemece bilirkişinin dikilen ağaçların yıkımı fahiş zarar doğurmaz şeklindeki düşüncesine değer verilmek suretiyle ağaçların sökülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; Medeni Kanunun 722/2. maddesinde sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir hükmüne yer verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, yasada yıkımda aşırı zarar kavramı tanımlanmış değildir. Bunun yanı sıra anılan kavram yönünden gerek öğretide gerekse yargısal uygulamada görüş birliği yoktur. Ancak, Medeni Kanunun 722/2 maddesinin uygulanmasında meydana getirilen binanın korunması hususundaki genel yararın göz ardı edilemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, binanın davacı arsa sahibi yönünden de (subjektif olarak) değerlendirilmesi ve hak (yarar) dengesi kurulmak suretiyle adilane bir sonuca gidilmesi gerekir. Öte yandan, kural olarak kal'in (yıkımın) (aşırı zarar) doğurup doğurmayacağının takdiri hakime aittir. Hakim takdir hakkını kullanırken elbette bilirkişinin yada bilirkişilerin bildirdikleri teknik bilgilerden ve görüşlerinden faydalanacaktır. Ancak, vardıkları sonuç bu yönden fahiş zarar (aşırı zarar) doğup doğmayacağı yönünden) hakimi bağlamaz. Değinilen ilke, uygulamada kararlı bir şekilde ifade edilmiş ve benimsenmiş bulunmaktadır.(HG K.20.03.1996 tarih 1996/1-40 esas, 1996/177 karar; 24.04.1996 tarih, 1996/1-154) Sökülmesi gereken ağaçlarının bilirkişice saptanan miktarı, cinsi ve yaşı gözetilerek yukarıdaki ilkelerde dikkate alınmak suretiyle yıkımın aşırı zarar doğurup doğurmayacağının re'sen takdir edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar araştırılmadan yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları doğrudur. Kabulü ile kararın yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy