(2644 S. K. m. 26) (4721 S. K. m. 2, 706) (818 S. K. m. 213)
Dava ve Karar : Taraflar arasında görülen davada; Davacı idare, maliki bulunduğu 2 parsel sayılı taşınmaza davalının konut yapmak suretiyle elattığını belirterek, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı bu yeri, uzun zamandır kullandığını, tapusunun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu kayıtlarına üstünlük tanınarak davanın kısmen kabul ile davalı tarafından kısmen bahçe olarak kullanılan yere elatmasının önlenmesi, yıkım ve ecrimisile hükmedilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle, tetkik hakimi U.Ş. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, 2 parsel sayılı taşınmazın davacı ile davalı arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazdaki mülkiyet durumuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi niteliğinde bulunduğu tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta iştirak halinde mülkiyette dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan paydaş aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya suyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere M.K. nun 706, B.K. nun 213, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz.
Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtla paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya suyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında M.K. nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
Somut olayda; davalının taşınmazın 108 m2 lik bölümünü kullandığı, davacı paydaşında tasarruf edebileceği yer bulunduğu anlaşıldığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK' nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 20.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy