(4721 S. K. m. 2, 691, 706) (818 S. K. m. 213) (2644 s. Tapu K. m. 26)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 11 parsel sayılı taşınmazda davalı Sefer ile kayden paydaş olduklarını, bu yerde bulunan çekişme konusu dükkanı davalı Sefer'in diğer davalıya kiralamak suretiyle haksız tasarrufta bulunduğunu bildirip, elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Davalı Sefer, taşınmazda fiili kullanım biçimi oluştuğunu, çekişmeli dükkanın zilyedi olduğunu ve diğer davalıya kira sözleşmesi ile kendisinin devrettiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın 6570 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Özgül Bozkurtgil'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR
Dava, paylı mülkiyete konu olan dükkana elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davalı, taşınmazda oluşan fiili kullanım biçimine göre, yerin kendi tasarrufunda bulunduğunu, savunmuştur. Mahkemece, kiracılık ilişkisinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini herzaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyeti de dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M. K.nun 706, B. K.nun 213, T. K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M. K.nun 2.maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır. O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M. K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz üzerinde bir kargir ev ile üç adet müstakil dükkan bulunduğu ve tapu kaydına göre de davacılar ile davalı Sefer'in paydaş olduğu tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, öncelikle yukarıda açıklanan ilke ve olgular gözetilerek taşınmazda fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının araştırılması, yapılacak araştırma sonucu, çekişmeli dükkanın davalı Sefer'in tasarrufunda bırakılan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, davanın reddedilmesi, aksi halde, Medeni Yasanın 691 maddesi hükmü gözetilerek, paydaş Sefer ile diğer davalı arasındaki kira ilişkisinin irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 7.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy