(4721 S. K. m. 724) (743 S. K. m. 650)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar (karşı davalılar); miras bırakan İbrahim'in 1967 yılında 173 parsel içinde 150 m2 lik bölümü, o zaman kayıt maliki olan davalının babasından haricen satın alarak üzerine dükkan ve mağaza yaptıklarını, iyiniyetli olduklarını, arsanın binanın değerinden çok düşük olduğunu, Medeni Yasanın 650. maddesinin şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, 150 m2 lik bölüm yönünden tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı (karşı davacı); davanın reddini savunmuş, birleştirilen karşı davasında; 173 parsel sayılı taşınmazına mutfak, dükkan ve mağaza yapılmak suretiyle tecavüz edildiği iddiasıyla elatmanın önlenmesi ve yıkım talep etmiştir.
Mahkemece, Medeni Yasanın 650.maddesindeki şartların gerçekleştiği gerekçesiyle, tapu iptal ve tescil davasının kabulüne, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı (karşı davacı) tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Sevinç T.'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Birleştirilerek görülen davalardan ilki, Medeni Kanunun 724. (650) maddesine dayalı temliken tescil; karşı dava ise mülkiyet hakkından kaynaklanan elatmanın önlenmesi, yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin reddine, temliken tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, özellikle eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen çap kaydından, karşı davacı Muzaffer'in çekişmeli taşınmazın kayden maliki bulunduğu taşınmazı edinme sebebinin 1987 yılında yapılan icra satışı olduğu görülmektedir.
Temlik davası davacılarının miras bırakan İbrahim'in taşınmazın önceki maliki Mehmet'in muvafakatı ile bu yerde mağaza ve müştemilatı inşa ederek kullandığı, onun ölümünden sonra da mirasçılarının taşınmazdaki tasarruflarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır. Gerek bu kişilerin, gerekse miras bırakanlarının taşınmazda, ayni veya şahsi bir haklarının bulunmadığı sabittir.
Taşınmazı, cebri icra yoluyla edinen karşı davalı Muzaffer'in taşınmazı sadece zeminini değil üzerindeki yapılarla birlikte satın aldığı açıktır. Davacılar ve miras bırakanın yapılaşma tarihinde iyi niyetli oldukları varsayılsa bile araya giren cebri icra işlemi karşısında iyi niyetin yeni malike yönetilmesine olanak yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, karşı davanın kabulüne, temliken tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Karşı davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy