(4721 S. K. m. 683)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, davalıların kendilerine ait tapulu taşınmazdaki yayla evine elatıp işgal ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve toplam 1 Milyar lira ecrimisilin tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davacıların aynı konuda aynı yerle ilgili dava açtıklarını davanın reddedildiğini, kesin hüküm kurulduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Hüseyin Çelik'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/31- 2002/15 sayılı dava dosyası ile davacıların çekişmeli yerle ilgili dava açtıkları, davada taraflarında aynı olduğu davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden de geçerek onandığı, bu şekilde kesinleştiği ve kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, Medeni Kanunun 683.maddesi, bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir hükmünü öngörmüştür. Öğretide özet olarak ... Zilyet bulunmayan malikin, malik olmayan zilyet aleyhine açtığı davadır... şeklinde tanımlanan istihkak davasında da kuşkusuz kesin hüküm oluşabilir. Dr. Suat Bertan Aynı Haklar adlı eserinin 296.sahifesinde bu konuya değinerek (... muhkem kaziye vardır denilebilmesi için, istihkak davası sonunda verilen hüküm ile yalnızca bir malın davacıya teslimi gerektiğinin veya hukuki bir sebepten dolayı o malın davacıya teslim edilmesi gerekmediğinin o davanın tarafları arasında muhkem kaziye halini alması gerekir...) Görüşünü ifade etmektedir. Öte yandan, müdahale yenilendikçe veya sürüp gittikçe, mal sahibi mülkiyet hakkını korumak için müdahalenin önlenmesini isteyebilecektir.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/31-2002/15 sayılı dava dosyasının getirtilmesi, yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dava konusu taşınmazın başında yerel ve teknik bilirkişilerin yardımı ile uygulama yapılması, tapunun ve kesinleşmiş mahkeme kararının davalı taşınmaza uygulanması, keşfi izlemeye ve infazı sağlamaya yarayacak krokili rapor düzenlettirilmesi, elatmanın olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin olarak saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yanlış gerekçelerle davanın reddi doğru değildir. Davacıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarıda belirtilen nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 10.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy