(2859 S. K. m. 1)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden maliki oldukları 1466 ve 1467 parsel sayılı çaplı taşınmaza, 5614 parsel sayılı taşınmazın maliki davalı şirket tarafından taşkın inşaat yapılmak suretiyle elatıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, 16.3.1988 tarihinde onaylanıp, yürürlüğe giren imar planına göre çekişme konusu davacılara ait taşınmazlara taşkın inşaat yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairece ... 5614 parsel sayılı taşınmazla davalı şirketin kayden bir ilgisinin olmadığı, kayıt maliklerine karşı açılacak davanın eldeki dava ile birleştirilerek, ondan sonra işin esasına girilmesi gerektiği belirtilerek... bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulup, kayıt maliklerine karşı açılan dava birleştirilerek alınan yeni bilirkişi raporları doğrultusunda, oluşturulan en son kadastral planın, imar planı olduğu, imar planına göre de bir tecavüzün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Hülya Gerçeker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Davacılar, kayden maliki bulundukları 1466 ve 1467 parsel sayılı taşınmazlarına komşu 5614 parsel sayılı taşınmaz malikince yapılan inşaatın tecavüzlü bulunduğunu ileri sürerek yıkım suretiyle elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kadastral hak durumuna göre, gerçekten davalı taşınmazının, davacıların kayden maliki bulundukları taşınmazlara tecavüzlü bulunduğu sabittir. Ancak, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 2859 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca, düzeltme işlemlerinin yapıldığı, bu düzeltme çalışmaları sonunda davacıların maliki bulundukları taşınmazların 3 ve 4 parsel numaralarını aldığı, davalı taşınmazının ise 1 parsel nosu ile düzeltmeye tabi tutulduğu anlaşılmaktadır.2.1.2003 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinden 2859 Sayılı Yasaya göre yapılan düzeltme sonucu oluşan çap durumuna göre zeminde bir tecavüzün kalmadığı ancak, 1 parseldeki davalı taşınmazında bulunan balkonun eylemli olarak tecavüzlü halde bulunduğu görülmektedir. Söz konusu düzeltme işleminin kesinleşmesi ve anılan işleme karşı bir iptal davasının da açılmamış olması halinde taraflar arasındaki çekişmenin düzeltilen çap kayıtlarına göre çözüme kavuşturulacağı muhakkaktır.
Hal böyle olunca, 2859 Sayılı Yasaya göre yapılan düzeltme işleminin kesinleşip kesinleşmediğinin açıklıkla saptanması, kesinleşmişse zeminde elatma bulunmadığı gözetilerek balkon tecavüzü yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken, davalının tüm istekleri reddedilecek şekilde sonuçlandırılması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları açıklanan sebeplerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 14.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy