(4721 S. K. m. 1023)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, 1317 nolu parselin 19.7.1958 tarihli satış işlemindeki imzanın murislerine ait olmadığını ileri sürerek payları oranında iptal ve tescil istemişlerdir.
Davalılar, zamanaşımı itirazında bulunmuşlar, ayrıca satıcı ve alıcının yakın akraba olduğunu; alıcının ölümüyle taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini ve davanın reddini savunmuşlardır. Dahili davalılar, iyi niyet savunması yapmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak süresinde temyiz edilmiş ise de tebligat için gerekli posta pulu eklenmediğinden duruşma talebi reddedildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli 1317 parsel sayılı taşınmazın davacıların miras bırakanı Mehmet adına kayıtlıyken. bu kişi tarafından, 19.7.1958 tarihli resmi sözleşmeyle davalıların murisi Mustafa'ya satış suretiyle temlik edildiği, Mustafa 'nın buraya her katta iki dairesi olan üç katlı bina yaptığı ve yıllarca ikamet ettiği, bu şahsın 1982 yılında ölümü üzerine davalılara irsen intikalinin yapıldığı, daha sonra davalıların burayı kat karşılığı inşaata verdikleri yükleniciye isabet eden bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satıldığı, arsa maliki davalılara ise zemin kat 3 ve 4 nolu dairelerle, birinci kat 5 ve 6 nolu daireler ve ikinci kat 7 nolu bağımsız bölümün özgülendiği belirlenmiştir.
Öte yandan, 19.7.1958 tarihli akit tablosundaki imzanın davacıların miras bırakanına ait olmadığı ve sözleşmenin sahtecilikle oluşturulduğu bilirkişi raporlarıyla kanıtlanmıştır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Bilindiği üzere sahtecilik iddiasına dayalı taşınmaz çekişmelerinin bir zaman kaydına bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği yargısal uygulamayla kabul edilen bir olgudur. Kaldı ki, akde taraf olanların iyi niyetinden de söz edilemez. Belirli sürelerin geçmiş olması anılan kişileri iyi niyetli kılmaz. Bu bakımdan, mahkemenin akitten itibaren uzunca bir süre geçmiş bulunması gerekçesine dayanan iyi niyet kabulünde isabet yoktur. Öte yandan, ikinci el konumunda bulunan kişilerin MK' nun (eski 931) 1023. maddesiyle öngörülen iyi niyet korumasından yararlanacağı muhakkaktır. Yargılama aşamasında 6 nolu bağımsız bölümü satın alan ve davaya katılan kişilerin sözü edilen anlamda iyi niyetli oldukları eş anlatımla, özen borçlarını yerine getirdikleri ve sahtecilik olgusunu bilmedikleri tanık anlatımlarından anlaşılmakla bu kişiler bakımından davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, sahtecilikle illetli bulunan resmi sözleşmenin tarafı bulunan ve davalılar murisinin halefi olan davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.' nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 3.2.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy