(818 S. K. m. 511, 517)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu, çekişme konusu taşınmazları ölünceye kadar bakma akdi uyarınca, kendisine bakmaları şartıyla davalılara temlik ettiğini, ancak, davalıların bakım borçlarını yerine getirmediklerini ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, çekişme konusu taşınmazları davacının kendilerine satış yoluyla temlik ettiğini, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin daha sonra düzenlendiğini, sözleşmenin düzenlendiği tarihte kayden dava konusu taşınmazların maliki olduklarını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Ş. Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davasında davaya konu 13 parsel sayılı çaplı taşınmaz ile 31.10.1991 tarih 28 ve 29 sayılı (Kadastroca 150 ada 11 parsel ve 140 ada 45 parsele revizyon gören) tapulu taşınmazlar olmak üzere 3 parça taşınmazını davalılara bakım karşılığı temlik ettiğini, ancak kendisine bakılmadığını ileri sürerek, akde aykırılık nedeniyle tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, temliki işlemlerin tapuda satış şeklinde yapıldığı, bakım akdinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının 13 parsel sayılı taşınmazı 24.10.1991, 31.10.1991 tarih 28 ve 29 nolu tapulu taşınmazları ise 30.10.1991 tarihinde davalılardan Turgut'a satış yoluyla temlik ettiği, bu taşınmazlardan 31.10.1991 tarih 28 sayılı taşınmazın kadastroda 150 ada 11 parsel, 31.10.1991 tarih 29 sayılı taşınmazın 140 ada 45 parsel numaralarını aldığı, görülmektedir. Ancak, satıştan kısa süre sonra davacı ile taşınmazları temellük eden Turgut ve karısı Selime arasında Lalapaşa Noterliğinde düzenlenen 7.11.1991 tarih 662 sayılı sözleşme ile davaya konu edilen taşınmazlardan söz edilmek suretiyle ölünceye kadar bakma akdi düzenlendiği, değinilen sözleşmede önceden satışa konu edilen taşınmazların temlik sebebinin bakım akdi olduğunun vurgulandığı anlaşılmaktadır. Böylece daha önce taşınmazların satış olan temlik sebebinin bakım olduğu açıklığa kavuşturulmuştur. Önce, temliki sebebi resmi sözleşme ile değiştirilmiştir. Bu durumda, artık çekişmeye konu taşınmazların ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edildiğinin kabulü gereklidir.
Davacı davada, bakım borçlularının akde aykırı davrandıklarını, bakım yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere; Ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi basitçe taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim söz konusu sözleşme BK'nun 511 maddesinde kaydı hayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartıyla bir mamelek yahut bazı malların temlikini iltizam etmesinden ibaret olan bir akit olarak tarif edilmiştir. Anılan yasanın bu ve devamı maddelerinin açık hükümlerinde belirtildiği gibi ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile, bakım alacaklısı sözleşmeye konu olan mamelek veya bazı mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona özenle ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer. Hemen belirtmek gerekir ki, bakım borçlusunun bakıp gözetmek yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ikametini temin etme yanında, besleme giydirme hastalığında hekime götürüp, gerekli ihtimamı gösterme, manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri de içerisine alır. Kuşkusuz bakım borçlusu yükümlülüklerini yerine getirirken, aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu içtimai mevkiine ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır. Öte yandan, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları BK.'nun 517 maddesinde açıklanmış sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ilişki çekilmez olmuşsa, ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hale gelmişse taraflardan her birinin tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması halinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O halde yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili (makable şamil) olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular gözetilmek suretiyle taraf delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak delillerin akde aykırılık halinin bulunup bulunmadığı yolunda irdelenip, değerlendirilmesi ve sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 21.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy