(1086 S. K. m. 95)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 295 parsel sayılı taşınmazda iki defa kadastro tespiti yapıldığını, ilk tespitte 78600 m2 olarak ölçüm ile beyanlar hanesine "18 dönüm 6000 m2 maliye hazinesinindir." Şerhi verildiğini ve bu şekilde kesinleşerek tapuya tescil edildiğini, ancak hata nedeniyle yeniden yapılan tespitte 66050 m2 olarak ölçüldüğünü ve şerhsiz kesinleşmesine rağmen beyanlar hanesindeki önceki şerhin silinemediğini ileri sürerek şerhin iptali isteğinde bulunmuştur.
Davalı hazine vekili, şerhin iptalinin tapu iptal ve tescil sonucunu doğuracağından hak düşürücü sürenin geçtiği gibi davacının daha önce açtığı davanın vazgeçme sonucu redle sonuçlanmış olmasına göre ortada kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların aynı olmadığından ve işbu dava açıldıktan sonra kesinleşme nedeniyle kesin hükümden söz edilemeyeceği ve süresinde derdestlik itirazında bulunulmadığı;davacının murisinden gelen 8/80 payına isabet eden 1255 m2 yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle şerhin 1255 m2 lik kısmının iptali ile 17.345 m2 lik kısmının hazineye ait olduğu şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydında bulunan miktar fazlası şerhinin silinmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden ve özellikle 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/327 esasında kayıtlı dava dosyasından anılan dava ile eldeki dava taraflarının ve dava konusunun ve sebebinin aynı olduğu, davacının açmış olduğu o davadan feragat ettiği ve feragat nedeniyle davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
HUMK.'nun 95. maddesinde belirtildiği üzere feragat kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulü yönünde hüküm kurulması doğru değildir. Davalı hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açımlanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy