(6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın öncesinin devlet ormanı iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartıldığını belirterek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazın öncesinin tapulu olduğunu belirterek davanın reddiyle taşınmaz üzerindeki 2/B şerhinin silinmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddi ile taşınmaz tapu kaydı üzerindeki 2/B şerhinin silinmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle, Tetkik Hakimi U. Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, dava konusu 5 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkartıldığını ileri sürüp, tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden özellikle noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden çekişme konusu taşınmazında bulunduğu yörede 1948 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen tahdit işlemi sonucu bu yerin tahdit içinde kaldığı, taşınmazın yine aynı yörede 1952 yılında yapılan maki, tefrik çalışmaları ile maki olarak orman sınırları dışarısına çıkartıldığı, koruma makiliği niteliğinde olmadığı, bilahare de 3302 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca 1991 yılında hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartıldığı, kadastro tespitinin 1956 yılında yapıldığı ve hükmen kadastro mahkemesi kararı ile şahıslar adına tescil edildiği, 1999 yılında da 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik hükümleri gereğince imar şuyulandırma işlemi yapıldığı, bu işlemle oluşan çekişmeli parselinde davalıya satış yoluyla intikal ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekten taşınmazın orman tahdidi içerisindeyken genel kadastro ile senetsizden oluşan tapulama tespitine değer verme olanağı yoktur. Orman toprağının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Ayrıca çıkarma işleminin 3302 Sayılı Yasaya göre yapıldığı da belirlendiğine göre bu yerin hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartıldığı da tartışmasızdır. Ancak, anılan yasayla yapılan çıkarma işleminden sonra çekişmeli yer Hazinenin özel mülkü olmuştur ve Belediyece bu yere imar sokulmuş ve şuyulandırmaya tabi tutulmuştur. Böylece, çekişmeli taşınmaz idari bir işleme konu edilmiştir. Diğer bir anlatımla dava konusu taşınmaz kaydının temeli bir idari karara dayanmaktadır. Ne var ki, mahkemece, idari karar irdelenmemiş, kararın ayakta olup olmadığı geçerliliğini koruyup korumadığı tartışılmamıştır. Öte yandan, eksiğin giderilmesi yoluyla dosyaya getirtilen kayıt ve belgelerden dava konusu 5 nolu imar parselin geldi kayıtlarının 16.4.2002 tarihli bilirkişi raporunda ifade edilen kayıtlarla bir ilgisinin bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, öncelikle kayıtlar ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle giderilmesi, ondan sonra yukarıda ifade edildiği şekilde gerekli inceleme, araştırma ve irdelemenin yapılması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı hazine vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy