(6831 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, imar uygulaması ile oluşan 6960 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tapuya kayıtlı olduğunu, taşınmazın 2/B uygulanması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürüp, tapunun iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, taşınmazı iyiniyetli olarak satın aldıklarını, taşınmaz parselinin imar uygulaması ile oluştuğunu bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Sadettin A.'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptal-tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine, davaya konu 6960 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkarıldığını ileri sürüp, tapu iptal-tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazında bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman tahdit işlemi sonucu bu yerin tahdit içinde kaldığı, taşınmazın yine aynı yörede 1988 yılında yapılıp, kesinleşen uygulama ile 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde hükmü gereği ...1981 yılından önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiğinden... bahisle orman dışına çıkarıldığı, taşınmaz orman tahdit alanı içerisindeyken, 1960 yılında yapılan arazi kadastrosunda 1069 parsel sayısı ile senetsizden kayıt malikleri adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra taşınmazın bulunduğu yerde 1998 yılında 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik hükümleri gereğince imar şuyulandırma işlemi yapıldığı, bu işlemle oluşan çekişmeli parselin de davalıya satış yoluyla intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, taşınmazın orman tahdidi içerisindeyken, genel kadastro ile senetsizden oluşan tapulama tespitine değer verme olanağı yoktur. Orman toprağının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Ayrıca, çıkarma işleminin 3302 sayılı Yasaya göre yapıldığı da belirlendiğine göre bu yerin Hazine adına orman dışarısına çıkarılacağı da tartışmasızdır. Ancak, anılan yasayla yapılan çıkarma işleminden sonra çekişmeli yer Hazinenin özel mülkü olmuş Belediyece bu yere imar sokulmuş ve şuyulandırmaya tabi tutulmuştur.
Böylece çekişmeli taşınmaz idari bir işleme konu edilmiştir. Diğer bir anlatımla dava konusu taşınmazın temeli idari bir karara dayanmaktadır.
Ne var ki, mahkemece idari karar irdelenmemiş, kararın ayakta olup olmadığı geçerliliğini koruyup korumadığı tartışılmamıştır.
Hal böyle olunca, belirtilen şekilde idari kararın irdelenmesi, çekişmeli taşınmazın idari kararla oluşan mülkiyet alanında olup olmadığının belirlenmesi ondan sonra karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 24.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy