(2981 S. K. m. 2, 22) (4072 S. K. m. 1) (4070 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, mülkiyeti Hazineye ait olan 663 parsel sayılı taşınmaza davalının, inşaat yapmak suretiyle haksız müdahalede bulunduğunu ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu taşınmazla ilgili tapu tahsis belgesi bulunduğunu, maliyeye ecrimisil ödediğini, 4070 ve 4072 Sayılı Yasalar gereğince değerini yatırdığında Hazinenin taşınmazı kendisine vermesi gerektiğini, bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Hazineye ait taşınmaza davalının haklı bir neden olmaksızın inşaat yapmak suretiyle elattığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi S. Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaz elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişmeli 663 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı Hazineye ait olduğu, anılan parselde yıkımı istenen yapının bulunduğu yer hakkında Hazinece tapu tahsis belgesi düzenlendiği, tahsis belgesinin geçersiz bulunduğuna dair bir kaydın dosya içerisinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilen ve 2981 Sayılı Kanunun 2. maddesinde belirtilen yerlerde inşa olunmuş yapılar hakkında adı geçen kanun ve bu kanuna değişiklik getiren 7.6.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3290 Sayılı Kanun hükümleri gözönüne alınmak suretiyle olaya çözüm getirilmelidir. 3290 Sayılı Kanunun 13.maddesi ile değişen 2981 Sayılı Kanunun 22.maddesinin b bendinde 2891 Sayılı Kanunun kapsamına giren yapılarla ilgili olarak yargı mercilerinde açılmış davaların yürütülemeyeceği gibi, haklarında evvelce yıkım kararı alınmış ve kesinleşmiş olan yıkım işlemlerinin de bu kanuna göre işleme tabi tutulacağı belirtilmiştir. Bunun istisnası ise çekişme konusu yapının özel kişiye ait gayrimenkul üzerinde yapılmış olmasıdır. Özel kişiler arasında yıkımın önlenmesi konusunda anlaşma sağlanamıyorsa, bu çeşit yapının yıkımı engellenmeyecektir.
Hal böyle olunca, yukarıda öngörülen yasal düzenlemeler gözetilerek davanın durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 24.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy