(818 S. K. m. 386, 390)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 13 parsel sayılı taşınmazın maliki iken arsa payı karşılığı inşaat yapılmak üzere dava dışı yükleniciye verdiğini, kendisine isabet eden bağımsız bölümleri satmak üzere akrabası olan davalı Üçler'e vekaletname verdiğini, davalının muvazaalı olarak hiçbir bedel almadan, bedel alınmış gibi göstererek 8 ve 9 nolu bağımsız bölümleri kardeşi davalı Veli'ye temlik ettiğini, daha sonra 8 nolu bağımsız bölümün yine hiçbir bedel alınmaksızın vekilin kızı davalı Seher'e devrettiğini, davalı vekilin vekalet akdini kötüye kullanarak kardeşi ve kızı ile muvazaalı şekilde alım-satım ilişkisine girdiğini ileri sürüp, tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini olmazsa tazminat istemiş, daha sonra 9 nolu bağımsız bölüm ile ilgili davayı atiye bırakmıştır.
Davalılar, satış tarihlerinden itibaren 7 yıla yakın bir zaman geçtiğini, davacının satışların yapıldığını 1994 senesinden beri bildiği halde zamanaşımından sonra dava açtığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde 8 nolu daire davacı arsa sahibine 6 ve 9 nolu daireler yükleniciye isabet ettiği halde, inşaatın tamamlanmasından sonra davacı ile yüklenici arasındaki sözlü mutabakat ile 6 nolu daire davacıya, 8 nolu daire yükleniciye verilecek şekilde takas edildiğini, 9 nolu dairenin ise yükleniciye isabet ettiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ile dava dışı yüklenici arasında trampa olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Senem A.'nın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR
Dava, vekalet görevini kötüye kullanma hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 13 parsel sayılı taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılan binadaki 8 nolu bağımsız bölümün, davalı vekil tarafından, önce kardeşi Veli'ye, daha sonra da vekilin kızı Seher'e satış yoluyla temlik edildiği; gerek Veli'nin gerekse Seher'in temlik tarihleri itibariyle alış güçlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, adı geçenlerin davacıya bedel ödediklerini ileri sürmedikleri de sabittir. Dava konusu olan 8 nolu bağımsız bölümün, davacı arsa sahibi ile dava dışı yüklenici arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davacının payına düşen yerlerden olduğu da tartışmasızdır. Her ne kadar davalı dava konusu bağımsız bölümün yüklenicinin payına isabet eden 6 nolu bağımsız bölüm ile trampa edildiğini bu sebeple davacının 8 nolu bağımsız bölüm ile ilgisinin kesildiğini savunmuşsa da dosyada mevcut yazılı belgeler karşısında bu savunmaya değer verme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davalı vekilin vekaleten temsil yetkisini kötüye kullanmak suretiyle çekişmeli 8 nolu bağımsız bölümü el ve işbirliği içerisinde bulunduğu diğer davalılara temlik ettiği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, sabit olmayan trampa savunmasına itibar edilerek davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 17.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy