(2981 S. K. m.10) (3194 S. K. m.18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 40 parseldeki 207/4466 payına karşılık kullandığı özel parselin 2981/3290 Sayılı Yasanın 10/c maddesi uygulaması ile 3. kişiye verildiğini, ancak taşınmazı halen kendisinin kullandığını, kimsenin de itirazı olmadığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazın İmar Yasasının 10/c maddesine göre idari işlemle oluştuğunu, davaya idari yargıda bakılması gerektiğini savunup davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu parselin idari kararla oluştuğu ve kesinleştiği bu idari işlemin iptali için idari yargıda dava açılması gerektiği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bursa İdare Mahkemesi olduğuna, kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın istek halinde anılan mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı asıl tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastral parselde paydaş olduğu halde imar uygulaması sonucu oluşan imar parselinde kendisine pay verilmediğini, oluşan imar parselini halen kendisinin kullandığını, buna kimsenin itiraz etmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Çekişmeli taşınmazın 2981/3290 Sayılı Yasanın 10/C maddesi uyarınca yapılan imar şuyulandırma işlemi ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, yürürlükten kalkmış bulunan 6785 sayılı İmar Yasasının 42, daha sonra yürürlüğe girmiş olan 3194 sayılı İmar yasasının 18. maddesine göre belediyeler yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların planlarını fen, sağlık ve çevre koşullarına uygun biçimde oluşturulmasını sağlamak amacıyla imar sınır içerisinde bulunan binalı ve binasız arsa ve arazileri maliklerinin veya diğer hak sahiplerinin olurlarını aramaksızın (hamur kuralını) uygulamak suretiyle birbirleriyle yol fazlası ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye bunları yeniden imar planına uygun ada ve parsellere ayırmaya, bağımsız paylı veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya resen tapu işlemlerini yapmaya yetkilidir.2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/C maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir. Gerek imar kanunları ile yapılan parselasyon işlemlerinin gerekse imar affı yasalarında öngörülen imar ıslah çalışmalarının bir idari karara dayandığı kuşkusuzdur. İdari karara yönelik davaların inceleme yeri de idari yargıdır. O halde bu uygulamalar sonucu oluşan çap kayıtlarının iptali isteğiyle açılan davalar kayıtların oluşumuna esas alınan diğer bir söyleyişle tapu kaydının illeti ve sebebi sayılan idari kararın değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağından idari karar idari yargı yerinde ortadan kaldırılmadıkça genel yargıda tapu sicilindeki gerekli düzeltme yapılamaz.
Hal böyle olunca, davaya bakmak genel mahkemelerin görevi haricinde kaldığından davanın reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken (... Mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bursa İdare Mahkemesi olduğuna, kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın istek halinde anılan mahkemeye gönderilmesine..) şeklinde görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 1.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy