(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (l.4.1974, 1 E., 2 K. YİBK)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları M. Turunç'un mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla 27 parsel sayılı taşınmazını tapuda satış göstermek suretiyle davalı oğluna bağışladığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, dava konusu taşınmazı satış bedelini ödemek suretiyle muristen satın aldığını, muvazaalı işlem yapılmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; davacılar tanık dinletmek istemediklerini bildirmişler, mahkemece de sadece davalı tanıklarının dinlenmesi suretiyle hüküm kurulmuştur.
Davada ileri sürülen hukuki sebep yönünden sübuta ilişkin bir sınırlandırmanın bulunmadığı, muvazaa iddiasının her türlü delil ile ispat edilebileceği açıktır. Ne var ki, mahkemece yukarıda belirtildiği anlamda yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Miras bırakanın çekişmeli taşınmazı davalıya satmasının haklı bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalının temlik tarihi itibariyle alış gücüne sahip olup olmadığı, miras bırakanın temlik dışı başkaca taşınmazlarının olup olmadığı araştırılmış değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeleri kapsar şekilde gerekli araştırmanın yapılması ve açıklanan hususların özellikle açıklığa kavuşturulması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy