(4721 S. K. m. 506, 561, 563, 564, 565, 570)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar vekili, murisleri Devri Y.'nın kendisine ait 1160 parselin 5928 m2 sinin ölmeden önce oğlu davalı Fikret Y.'nın arkadaşının eşi olan davalı Zişan'a devrettiğini, geri kalan kısmın ise kamulaştırma paralarını da davalı Fikret Y.'ın aldığını, muvazaa nedeni ile pay oranın da iptal ve tescile, kamulaştırma paraları yönünde ise tenkise karar verilmesini istemiştir. Davacılardan Sezgin G. dosyaya ibraz edilen ve imzası tasdik edilen 14.3.2003 tarihli dilekçe ile davadan vazgeçtiğini beyan etmiştir.
Davalılar vekili ise iddianın yersiz olduğunu, satışın doğru olduğunu, kamulaştırma parasının ise murise verildiğini savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, miras bırakanın dava konusu taşınmazın bir kısmını muvazaalı olarak davalı oğlu Fikret'in arkadaşının karısı olan davalı Zişan'a verdiği yine kamulaştırma parasını da davalı oğluna verdiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.5.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili avukat Neşe Menderes geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Hüseyin Çelik tarafından düzenlenen rapor okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil ve tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden çekişme konusu 1160 parsel sayılı taşınmazın miras bırakana ait iken 15.10.1991 tarihinde kısmen kamulaştırıldığı, kamulaştırmadan artan bölümün ise 11.11.1999 tarihinde davalı Zişan'a satış yolu ile temlik edildiği, kamulaştırma bedelinin arttırılması davası sonucu miras bırakan adına hükmedilen paranın da miras bırakan tarafından davalı oğlu Fikret'e verildiği anlaşılmaktadır. Temlik konusu yapılan taşınmazın temlike rağmen kayıt maliki Zişan tarafından değil, diğer davalı Fikret tarafından tasarruf edildiği, bu tasarrufun murisin ölümünden sonra da devam ettiği, satışa ihtiyacı olmayan miras bırakanın alış gücü olmadığı anlaşılan Zişan'a düşük bedelle yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptandığına göre bu olgu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmasında isabetsizlik yoktur. Ancak, kamulaştırma bedelinin miras bırakan tarafından davalı Fikret'e verilmesi bağış hükmünden olup bu tasarrufun tenkise tabi tutulacağı kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere, Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai ) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır.
Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde tenkis hesabının yapılması, böylece tenkisen tahsile karar verilecek meblağın belirlenmesi, gerek iptal gerekse tenkis isteği bakımından davacı Sezgin G.'ın davadan feragatının göz önünde bulundurulması sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 TL. duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy