(1086 S. K. m.275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı 2 ve18 nolu tapulu taşınmazlarının hükmen bir kısım davalılar adına tapuya tesciline karar verilerek 6 nolu tapu kaydının oluştuğunu, ancak bu tapunun kendi tapusu içerisinde ve mükerrer olduğunu, bu nedenle 6 nolu tapu kaydının iptalini; birleşen dava ile de anılan davalıların aynı gün taşınmazı diğer davalı Cemalettin'e temlik ederek adına 8 nolu tapu kaydı oluştuğunu ileri sürerek, bu tapu kaydının da iptali ile dayanak tapu kaydı olan 3 nolu tapunun tesisindeki şahıslar adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, taşınmaza hükmen maliki olduklarını ve davalı Cemalettin'e sattıklarını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı tapusunun çekişme konusu yere uymadığı; 6 nolu tapunun iptali davasında da davalı Cemalettin'in kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle anılan davalı yönünden husumetten davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Hülya Gerçeker'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çifte tapu iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, davacının paydaşı olduğu taşınmazın kapladığı hudutlar içerisinde davalılar tarafından tescil tapusu alındığı iddia edilmiş, mahkemece, davaya dayanak yapılan kaydın çekişmeli yeri kapsamına almadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, verilen hükmün sağlıklı bir uygulamaya dayalı olduğu söylenemez. Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisin deki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi;gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarınında aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, mahallinde yeniden keşif yapılarak yukardaki ilke ve olgular gözetilmek suretiyle davacılar tapusunun mahallinde uygulanması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, davacının zilyetliğinde olan yerlerin saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy