(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Ahmet Karaboğa, 81 yaşında olup, yaşı ve kronik rahatsızlıkları nedeniyle uzun yıllar irade zayıflığı içinde bulunduğunu, torununun eşi olan davalı Mustafa'nın kendisini doktora götürmek bahanesi ile evden alarak Erdemli'ye götürüp, Sağlık Ocağında sağlam raporu aldırdığını, aynı gün Noter'den hileli şekilde vekaletname alarak 2 gün sonra vekil sıfatıyla arkadaşı ve halasının oğlu olan diğer davalı İmran'a 17, 29, 38, 44 ve 47 parsel sayılı taşınmazlarını muvazaalı olarak sattığını, kendisinin noterde attığı imzanın sonuçlarını bilmediği gibi satış konusunda davalıya talimat da vermediğini, davalı İmran'ın alım gücünün bulunmadığını, hastalık ve saffetinden yararlanarak davalıların komplo kurduğunu, davalı Mustafa'nın diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bu yola gittiğini ileri sürüp tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Mustafa, davacının aklen salim olduğunu, vekaletnameyi hile ile almadığını, kendisine verilen vekaletnameye dayanarak diğer davalıya 2 adet taşınmazın satıldığını, ancak paranın doğrudan davacıya verildiğini, davalı İmran ise 44 ve 47 nolu parseller için davacıya 10 milyar lira bedel ödeyerek vekil Mustafa'dan satın aldığını, satın aldığı tarihte davacının sağlam raporu olduğunu, kendisinin de alım gücü bulunduğunu ileri sürüp davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, vekalet akdinin kötüye kullanıldığı, muvazaa iddiasının sabit olduğu ve davacının ehliyetsiz olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı İmran vekili ve davalı Mustafa tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, miras bırakana ait olup davalıya vekaleten temlik edilen çekişmeli 44 ve 47 parsel sayılı taşınmazlar bakımından vekalet görevini kötüye kullanıldığı saptanmak suretiyle kabul kararı verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Sonuç: Ancak, davada sözü edilen 29 ve 38 parsellerin davacı miras bırakana ait 17 parselden ifrazen oluştuğu, 17 parselin ifraz nedeniyle kaydının kapatıldığı, 29 ve 38 parsellerin halen miras bırakan üzerinde bulunduğu ve davalıyla bir ilgisi olmadığı halde bu taşınmazlar hakkında da kabul kararı verilmiş olması doğru değildir. Davalıların temyizi anılan sebeplerle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy