(4721 S. K. m.684) (3194 S. K. m.18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 12 parsel sayılı taşınmaza, davalının taşkın inşaat ( balkon çıkıntısı ) yapmak, pencere açmak, giriş olarak kullanmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, yapısının imar uygulaması sonucu taşkın hale geldiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair önceden verilen kararın Dairece "çekişmede 3194 sayılı İmar Kanununun uygulama yerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, açılan pencerenin katlanma zorunluluğunu aşan ne gibi zarar verdiğinin saptanması gereğine değinilerek" bozulması üzerine bozmaya uyan mahkemece, davacının elatmasının önlenmesi, kal ve ecrimisil davasının reddine, tecavüzlü kısmın davalı adına temliken tesciline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın ( mütemmim cüz'ün ) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M. K.nun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı imar yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça ( mütemmim cüz ) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça ( mütemmim cüz ) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir. Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça ( mütemmim cüz ) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olayda; yıkımı istenen binanın imar şuyulandırmasından önce davalıya ait kadastral parsel üzerine yapıldığı, imar uygulaması sonucu taşkın hale geldiği yapılan keşif sonucu bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokiden anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda açıklanan ve hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere hüküm kurulması gerekirken, kamu düzeniyle ilgili olup, düzenli şehirleşme ve yapılaşmayı öngören imar düzenlemesini bozacak şekilde temliken tescil kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy