(3083 S. K. m. 6, 8) (Arazi Tapulaştırma Tüzüğü m. 6) (YHGK. 21.01.2004 T. 2004/1-5 E. 2004/15 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, dava konusu taşınmazların kadastro tesbiti sonucu adlarına tesbit ve tescilinin yapıldığı ancak, aynı taşınmazların davalı Hazine tarafından tarım reformunca toplulaştırma işlemi sonucu Hazine adına da tescilinin yapıldığını, davalı adına yapılan toplulaştırma işlemi ve tescilinin yolsuz olduğunu bildirerek, tapu iptal - tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacılar adına yapılan kadastro tesbiti ve tesciline üstünlük tanınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriğine, toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazların 1971 yılında yapılan kadastro tesbitinin, davacılar ve miras bırakanları ile diğer kişiler arasında dava konusu edildiği, Hazinenin tarafı olmadığı H. Kadastro Mahkemesinin 16.12.1998 tarih 1998/3 - 3 sayılı kararı ile çekişmeli taşınmazların mülkiyetine ilişkin hüküm kurulduğu, anılan hükmün kesinleştiği, ancak yargılama aşamasında taşınmazların bu kez toplulaştırmaya tabi tutularak, anılan taşınmazların 20.12.1995 tarihinde toplulaştırma nedeniyle Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, davacıların toplulaştırmayla oluşan sicile yönelik olarak ve kadastro mahkemesi kararı dayanak yapılmak suretiyle iptal ve tescil istenildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taraflar arasındaki uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişki, 27.6.1966 tarihinde düzenlenen Arazi Tevhidi Tüzüğü ile onun yerine geçen 24.9.1979 tarih 7/18231 sayılı Arazi Toplulaştırma Tüzüğünde ve Toprak Reformu Kanununun 6.maddesinde ifadesini bulan arazi toplulaştırma işleminden kaynaklanmaktadır. Kuşkusuz, toplulaştırma ve derecelendirme sonunda arazi sahiplerine eski topraklar yerine verilen yeni toprak, hukuki açıdan zorunlu bir trampa ilişkisine dayanır. Öte yandan, toplulaştırmanın uygulanacağı yerler teknik, ekonomik, sosyal ve hukuki faydalar göz önün de bulundurularak, Tarım Reformu Bölge Müdürlüğünün teklifi ve Genel Müdürlüğün onayı ile belirlenir. Toplulaştırma yapılmasına karar verilen yerler, sınırları belirtilmek suretiyle Bölge Müdürlüğünce alışılmış usuller ile ilan edilir. Ayrıca, bu yerler mahallin en büyük mülki amirine de bildirilir. Hazırlanan toplulaştırma projeleri Bölge Müdürlüğünün teklifi ve Genel Müdürlüğün onayı ile kesinleşir. Hal böyle olunca değinilen yönler karşısında isteğin idari nitelikteki toplulaştırma işlemine yönelik bulunduğu açıktır.
Yukarıda değinildiği anlamda toplulaştırma ile oluşan sicillerin temelini teşkil eden idari kararın halen ayakta bulunduğu anlaşılmaktadır. Kadastro Mahkemesinin 1998/3 - 3 sayılı kararının da toplulaştırmaya yönelik idari işlemi ortadan kaldırdığı söylenemez. Belirtilen hükmün toplulaştırma öncesi mülkiyetin tesbiti anlamında değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: Hal böyle olunca, toplulaştırmaya yönelik idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilip ortadan kaldırılmadığı sürece eldeki davanın dinlenebilme olanağı bulunmadığı düşünülerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle kabul edilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy