(4721 S. K. m. 2, 706) (818 S. K. m. 213) (2644 s. Tapu K. m. 26)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 175 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının payına elatarak kullandığını ileri sürmüş payına isabet eden yere davalının elatmasının önlenmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli yeri kendisinin kullandığını, zira bu yeri haricen satın aldığını, davacının bir hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazda fiili kullanım biçimi oluştuğu, davalının davacının yerine elattığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR
Dava, çaplı taşınmazda paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, tarafların da içinde bulunduğu bir kısım paydaşlar arasında daha önce yapılan fiili paylaşıma değer verilmek suretiyle belirli bir bölüme yönelik elatmanın önlenmesine hükmedilmiştir. Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyeti de dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M. K.nun 706, B. K.nun 213, T. K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M. K.nun 2.maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, taşınmazda tüm paydaşları kapsayacak şekilde fiili kullanım biçiminin oluşmadığı;taşınmazdan sonradan pay alan davacıya payı karşılığı yer kullandırılmadığı, intifadan men edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler gözetilerek davacının payına yönelik elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken belli ve muayyen bir bölümden bahisle kabul kararı verilmesi doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy