(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, paydaşı olduğu, 7 parsel sayılı taşınmazdaki evinin bahçesine, komşu 6 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının ruhsatsız yaptığı, bina tadilatı ile otel haline getirilmesinde, bitişik duvara açtığı pencereler ile zarar gördüğünü ileri sürerek, pencerelerin kapatılması isteğinde bulunmuştur. Davalı, 6 parsel sayılı taşınmazı 1968 yılında binalı olarak satın aldığını ve bu tarihten çok sonra, davacının komşu taşınmazı pencereleri görerek satın aldığını, depremden sonra yaptığı tadilatta her hangi bir ilave yapmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişiler raporuna göre, davacı parseline bakan davalı taşınmazındaki bina pencerelerinin duvar örülerek kapatılması ile muarazanın önlenmesine ve bu işlemin yapılabilmesi için davalıya 7 iş günü süre verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan pencerelerin kapatılması suretiyle elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde bir şeye malik olan kimse o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; davalının davacı taşınmazına eylemli elatmasının bulunmadığı açıktır. Davalı tarafından kendi mülkiyet hududu içine yapılan pencerelerin zarar verdiği iddia edilmiştir. Mahkemece, yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 1.7.2002 ve 8.7.2002 tarihli raporlarda, davalı tarafından otel olarak tadilatı yapılan binada imara aykırı olarak pencereler açıldığı belirlenmekle birlikte, bunların davacıya bir zarar verdiği saptanmış değildir. İmara aykırı, yapılaşma idareyi ve idari yaptırımı, gerekli kılan bir tasarrufun Yasanın öngördüğü anlamda bir zarar ortaya çıkmadığı surette, adli yargı yerinde idari işleme yönelik istemin dinlenme olanağı yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmiş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 21.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy