(4721 S. K. m. 563, 565)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları Hayriye C.'ın dava konusu 800 nolu parselini kendilerinden mal kaçırmak amacı ile torunu olan dava dışı Cengiz'e satış suretiyle temlik ettiğini, Cengiz'in de üvey dayısı olan davalıya satış yoluyla devrettiğini ileri sürüp, iptal ve miras payları oranında tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, satışın gerçek olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının kötü niyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişmeye konu 800 parsel sayılı taşınmazın 23.11.1993 tarihli resmi akitle miras bırakan tarafından dava dışı Cengiz'e satış yoluyla temlik edildiği, anılan taşınmazın Cengiz tarafından davalı İbrahim'e 19.4.1999 tarihli akitle satış suretiyle intikal ettirildiği görülmektedir. Tanık anlatımlarından özelikle dava dışı Cengiz'in babası Cemal'in beyanlarından ilk kayıt maliki Cengiz'in alış gücünün bulunmadığı, babası Cemal'in Almanya'dan gönderdiği paralarla yaşamını sürdürdüğü, miras bırakanın ise emekli aylığıyla geçinen, mal satmaya ihtiyacı bulunmayan birisi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, kurulan hükmün gerekçe bölümünde de ifade edilen muvazaa hukuksal nedenine dayalı ilkeler, yukarda değinilen olgularla birlikte değerlendirildiğinde miras bırakan tarafından dava dışı Cengiz'e yapılan ilk satış işleminin gerçekte bedelsiz ve bağış nitelikte olduğu sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, kayıt maliki İbrahim'le Cengiz arasında üvey de olsa bir akrabalık ilişkisi bulunduğu, adı geçenin bayii Cengiz'e yapılan satışın sebebini bilebilecek konumda olduğu tartışmasızdır. Her şeyden önemlisi bir taşınmazı satış yoluyla edinen kimsenin nedensiz olarak taşınmaza sahip çıkmaması ve taşınmazı kendisinden önce kayden malik olanların zilyetliğinde bırakması da hayatın olağan akışına uygun ve makul bir davranış biçimi olarak nitelendirilemez. Esasen davalı taraf bu tasarrufun sebebini de açıklayamamıştır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi ve takdiri sonucu reddedilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 TL. duruşma Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy