(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı belediyenin 24.7.2001 tarihli yazısı ile 105 parsel sayılı taşınmazının deniz cephesindeki bahçe duvarlarını, belediye encümeninin 27.2.2001 tarih ve 2001/93 sayılı kararı gereği 30 gün içinde kaldırması, aksi halde yıkılacağını bildirerek muaraza yaratıldığını ileri sürüp bahçe duvarlarının çap kaydı içinde kalıp kalmadığının saptanmasını kayıt kapsamı içinde ise yıkım kararının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, elatmanın önlenmesi ve muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı, davanın belediye encümen kararının iptaline yönelik olup, idare mahkemesinde açılması gerektiğinden bahisle, görevsizlik nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının henüz icra edilmeyen belediye encümen kararının iptalini istemesine göre, davaya bakmakla idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, 105 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak davalı belediyece yaratılan muarazanın önlenmesi ve yıkım kararının iptali ile infazının durdurulması isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, davacı tarafından inşa edilen duvarın yıktırılmasına ilişkin olarak verilen encümen kararının iptali ile infazının durdurulması yönündeki istek, idari nitelikteki işleme yönelik bulunduğundan ve bu uyuşmazlığın idari yargı yerini ilgilendirdiği nazara alınarak mahkemece bu konuda görevsizlik nedeniyle ret kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu hususa yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, söz konusu duvarın davacı parseli içerisinde kaldığının tespiti halinde davalı belediyece anılan encümen kararı ile davacıya duvarın yıktırılması konusunda bildirimde bulunulmasının belirli süre içerisinde yerine getirilmediği takdirde idarece yıktırılacağının tebliğinin davacının mülkiyetten doğan haklarına ve tasarruf yetkisine müdahale anlamında muaraza (çekişme) teşkil edeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, işin esasının incelenmesi, yöntemine uygun biçimde kadastral ölçüm yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy