(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, annesi Meyrem´in dedesi Mustafa´ya ilişkin K.evvel 1325/13 sıra no.lu tapu kaydı ile 50-60 yıldır zilyet olduğu taşınmaza davalının müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli yeri davacının kardeşinden haricen satın aldığını bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi Ülkü Akdoğan´ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, yapılan soruşturmanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Davacının dayandığı tapu kayıt maliki ile irs ilişkisi saptanmadığı gibi, çekişmeli yerin tapu kapsamı içerisinde olup, olmadığı da saptanmış değildir.
Bilindiği üzere; Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Yasanın 719, 3402 s. Kadastro Yasasının 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve kanuni bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisin deki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış bütün belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tesbit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı biçimde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, öncelikle davacı ile tapu kayıt maliki arasında irs ilişkisinin sağlanması, ondan sonra yukarda değinilen ilkeler doğrultusunda yöntemine uygun araştırma ve soruşturmanı tamamlanması, nizalı yerin tapu kapsamı içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi çekişmeli taşınmaz tapu kapsamı dışında ise, zilyetlik ve harici satın alma iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazlı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy