(4721 S. K. m.719) (3402 S. K. m.20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki ve zilyedi olduğu çekişme konusu taşınmaza, komşu taşınmaz üzerinde bulunan davalıya ait seranın zarar verdiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuştur.
Davalı, serasının tapulu taşınmazının sınırları içerisinde bulunduğunu, davacıya ait çekişme konusu taşınmaza zarar vermediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan sataşmanın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının mülkiyet belgesine dayanmadığı, zilyet bulunduğu taşınmaza yakın yere davalı tarafından kurulan seranın zarar verdiği ileri sürmek suretiyle iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davalı ise serasının paydaşı bulunduğu tapulu yerde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki sözü edilen çekişmenin tarafların mülkiyet hudutlarının özellikle davalının dayandığı tapu kapsamının belirlenmesi ile çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, davalının dayandığı Ocak 1974 tarih 1 sıra nolu tapu kaydının yerinde yapılan uygulamasının ve tapu sınırlarının belirlenmesinin yeterli bir incelemeye dayalı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi;gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı şekilde gerekli incelemenin yapılması, davalı tapusunun kapsamının kuşkuya yer verilmeyecek şekilde saptanması, ondan sonra komşuluk hukuku yönünden varsa bir zararın belirlenmesi, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken noksan soruşturma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 2.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy