(818 S. K. m. 28, 511)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, adına kayıtlı 222 ada 5 parselin 1/2 payını, davalıya ölünceye kadar bakım aktiyle temlik ettiğini, davalının kendisine bakmadığını ileri sürerek iptal ve tescil istemiştir. Davacı, dava derdest iken ölmüş, mirasçıları davayı takip etmiştir.
Davalı, bu yeri bedelini ödeyip satın aldığını ve muvazaalı işlem yapılmadığını, ölünceye kadar bakım akdinin söz konusu olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı mirasçıları ve vasi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlık taraf muvazaası olarak nitelenerek, yazılı delil olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan kanıtlar ve tüm dosya içeriğinden, 1939 doğumlu davacı Zeynep B., 225 ada 5 parseldeki 1/2 payını, 9.6.1999 günü kendisine bakılacağı kanısıyla tapuda satış göstererek davalıya yaptığı temlikin iptal ve tescilini istemiştir. Dava derdest iken davacı 18.1.2002 günü ölmüştür. Davacının mirasçısı olan (torunları) küçüklerden Zeynep'in vasisi ve İbrahim'in velisi davayı takip etmişlerdir. İddianın açıklanan bu içeriğinden, kayıt malikinin tapuda ölünceye kadar bakım sözleşmesini yapmayı amaçlamasına karşın davalının hilesi nedeniyle satış yapıldığını, akitten altı ay geçtikten sonra davalının bakım ve ilgiyi kesmesiyle anladığını ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B. K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilke ve olgular dikkate alınarak tarafların tüm kanıtlarının toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacıların (vasi ve velinin) temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesini, 16.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy