(2981 S. K. m.9,10) (2510 S. K. m.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 1160 sayılı parselin tahsisen adına tescil edildiğini, daha sonra taşınmazın yol olarak kamulaştırma sahasında kaldığından bahisle tek taraflı idari işlemle yeniden Hazine adına kayıtlandığını, yargı kararı alınmadan böyle bir mülkiyet değişikliği yapılamayacağını ileri sürerek yolsuz tescilin iptalini ve kendi adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine, taşınmazın 2510 sayılı Yasaya göre tahsisi yapılırken imar planında yol olarak ayrıldığı gözetilmeden tahsiste hataya düşüldüğünü, kaldı ki yola gitmekle kaydının da kapandığını, davacıya da mağduriyetinin önlenmesi için 105 ada 2 sayılı parselin verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar idari işlemle taşınmazın Hazineye döndürülmesi yolsuz tescil niteliğinde ise de sonradan kaydının Karayolları Genel Müdürlüğü üzerine geçtiği ve fiilen de yol olarak açıldığı, Hazine adına kayıt bulunmaması nedeniyle iptal-tescil yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmazın kamulaştırma suretiyle Karayolları Genel Müdürlüğü üzerine geçtiği ve fiilen de yol olarak ayrıldığı, Hazine adına iptal edilecek bir kayıt kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, çekişmeli taşınmazın 2510 sayılı Yasa uyarınca tahsisen davacı adına tescil edildiği, sonrasında idarenin tek taraflı işlemi ile yeniden Hazine üzerine kayıtlandığı, kamulaştırma suretiyle Karayolları Genel Müdürlüğüne devredilip fiilen yol olarak ayrılmakla da sayfasının kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, özel yasaların ayrık durumlarla öngördüğü haller dışında mahkeme hükmü olmaksızın ya da alakadarların tümünün başvuru ve muvafakati bulunmaksızın tapu sicilinde tashihen tescil yapılabilmesi olanağı yoktur. Bu durumda mahkemece, hazine adına tashihen yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde kabul edilmesi doğrudur. Ne var ki, tashihen tescilden sonra taşınmazın kamulaştırılmadan dolayı Karayolları Genel Müdürlüğüne devredilmesi ve fiilen yola ayrılması nedeniyle davacının tapu iptali-tescil isteğinin mülkiyetin tespiti isteği biçiminde değerlendirilerek taşınmazın kamulaştırma öncesi mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davacının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy