(2981 S. K. m. 2, 22) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, maliki bulunduğu 747 sayılı parsele davalının bina yaparak elattığını, ileri sürmüş, önlenmesin ve binanın yıkımını istemiştir.
Davalı, davanın Dursun aleyhine açıldığını, Dursun isminin kendisinin lakabı olduğunu, bu nedenle husumet bulunmadığını, ayrıca taşınmazda miras bırakanı babası adına tapu tahsis belgesi verildiğini, tüm mirasçıların davada yer alması gerektiğini ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının bina yaparak davacı taşınmazına elattığı tahsis belgesinin mülkiyet hakkı sağlamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli taşınmaz için davacı Hazinece davalının miras bırakanı babası adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesi bulunduğu, davalının kullanımının anılan tahsis belgesine dayandığı, kullanım alanının da tahsis edilen kısım içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere: İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilen ve 2981 Sayılı Kanunun 2. maddesinde belirtilen yerlerde inşa olunmuş yapılar hakkında adı geçen kanun ve bu kanuna değişiklik getiren 7.6.1986 tarihinde yürürlüğü giren 3290 Sayılı Kanun hükümleri gözönüne alınmak suretiyle olaya çözüm getirilmelidir.
3290 Sayılı Kanunun 13. maddesi ile değişen 2981 sayılı Kanunun 22. maddesinin (b) bendinde 2981 sayılı kanunun kapsamına giren yapılarla ilgili olarak yargı mercilerinde açılmış davaların yürütülemeyeceği gibi, haklarında evvelce yıkım kararı alınmış ve kesinleşmiş olan yıkım işlemlerinin de bu kanuna göre işleme tabi tutulacağı belirtilmiştir. Bunun istisnası ise çekişme konusu yapının özel kişiye ait gayrimenkul üzerine yapılmış olmasıdır. Özel kişiler arasında yıkımın önlenmesi konusunda anlaşma sağlanamıyorsa, bu çeşit yapının yıkımı engellenemeyecektir.
Bunun yanında, davalının çekişmeli bölümdeki tasarrufu miras bırakanına verilen tahsis belgesinden kaynaklandığına ve yıkım da istendiğine göre, tüm mirasçıların davada yer almalarında zorunluluk vardır. Öte yandan, davalının miras bırakanına tahsis edilen bölüm dışında kalan bir yere elatma olup olmadığı araştırılmamıştır. Tahsis dışı elatılan yer var ise, anılan kısım için durdurma kararı verilemeyeceği de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, öncelikle dava dışı mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması, bundan sonra yukarıda değinilen ilkelere göre araştırma ve uygulama yapılması tahsis kapsamındaki bölüme hasren davanın durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 02.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy