(4721 S. K. m. 995)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 7 ada 7 parsel sayılı çaplı taşınmazın kendi adına kayıtlı olduğunu ve bu yerdeki evin davalı tarafından haksız yere işgal edildiğini ileri sürerek davalının müdahalesinin meni ve üç aylık ecrimisil tutarı altıyüz milyon liranın yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bu yerin yanların müşterek murisi olan İsmail oğlu İsmail A. adına kayıtlı olduğunu, iştirak halinin söz konusu bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı çekişme konusu 7 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, kayden maliki olduğunu ileri sürerek kardeşi olan davalının bu yere elatmasının önlenmesini ve 600.000.000 TL.sı ecrimisilin yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Çekişmeli kaydın malikhanesi sütununda İsmail oğlu İsmail A. yazılıdır. Ne var ki, kayıtta yazılı olan kişiyle davacının irtibatı sağlıklı bir biçimde kurulamamıştır. Bir başka anlatımla, davalı aynı ismin hem davacıya hem babalarına ve hem de dedelerine ait olduğunu, bu yerin ise 1964 yılında meydana gelen afet nedeniyle babalarına ait binanın yıkılması nedeniyle babalarına özgülendiğini, bu yerde uzun süre babalarıyla birlik ikamet ettiklerini, babaları ölünce, dört yıl kiraya verildiğini, son birkaç yılda davalının ikamet etmekte olduğu savunmuştur. Bu durumda, çekişmeli taşınmazın davacıya mı yoksa babalarına mı ait olduğunun saptanması zorunludur.
Bunun için dosyada mevcut 7269 Sayılı Yasaya uygun olarak düzenlenen talepnamedeki ( aslı getirtilerek ) kişi ve imza ile yine aynı kanununa göre düzenlenen ve aslı mevcut olan borçlanma sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının saptanması gerekir.
Öyle ise, davacının imza örneklerinin alınarak mevcut belgelerin Adli Tıp Kurumu fizik-grafoloji bölümüne gönderilerek davacının eli ürünü olup olamadığının net bir biçimde saptanması, davacıya aidiyetinin belirlenmesi halinde davanın kabulüne karar verilmesi, babaları İsmail oğlu İsmail A.'a ait olduğunun anlaşılması halinde iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin dikkate alınması zorunludur. Böyle bir araştırmayı içermeyen yerel mahkemenin kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 7.7.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy