(743 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacı, kayden maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmazdaki tripleks meskenin davalı kooperatif tarafından yapılıp teslim edildiğini, kooperatifin park yeri olan yer tasdikli proje ve imar planına aykırı olarak basket ve futbol sahası yaptığını, gürültüden rahatsız olduklarını ileri sürerek çekişme konusu yerin eski hale getirilmek suretiyle davalının el atmasının önlenmesi, eski hale getirme bedeli ve kal isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacının genel kurul toplantısında spor kompleksi yapılmasını kabul ettiğini bildirmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu yerin eski hale getirilmesine, eski hale getirme bedelinin ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 30.9.2003 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av.Burhan Dilek ile temyiz edilen vekili avukat Sedat İrten geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Ülkü Akdoğan tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden davalı kooperatifin dava dışı belediye ye ait ve imar planına park olarak özgülenen 39 parsel sayılı taşınmaza spor sahası yaptığı, anılan yerde yapılan sportif aktiviteler nedeniyle davacının gürültüden rahatsız olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; yukarıda belirtilen ilkeleri kapsar şekilde araştırma yapıldığı, bir zararın mevcut olup olmadığı yahut boyutunun ne olduğu hususunda yeterli araştırma yapıldığı söylenemez.
Hal böyle olunca konusunda uzman olan kişilerden seçilecek kurul aracılığıyla varsa zarar ve boyutunun saptanması, zarar saptandığı takdirde bunun giderilmesi için ne gibi önlem yada önlemlerin alınabileceğinin bilirkişilerden sorulması ve ondan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve alınan peşin harcın iadesine, 30.9.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy