(6831 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 10, 11, 12, 13, 16, 17, 18, 19, 21, 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde iken 6831 S. Kanunun 3302 S. Kanun ile değişik 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman tahdit sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar, tapulu taşınmazlarının orman dışına hazine adına değil kendileri adına çıkarılması gerektiğini, bu sebeple davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman iken daha sonra hazine yararına orman dışına çıkarıldığı, orman olan yerlerin özel mülke konu olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Zita Gobay vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Zümrüt Eskicindil Göker'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, 6831 S. Kanunun 2/B maddesine dayalı iptal tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama tarihinden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
HUMK. nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir biçimde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve kanuna uygun şekilde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.
Değinilen işlemleri sebebiyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu sebeple tebliğ ile ilgili 7201 s. Tebligat Yasası ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Yasa ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen son adresinde yapılır. Ancak tebliği alacak kişinin müracaatının bulunması, kabulü koşuluyla her yerde yapılabilir. (Teb.K. m.10) Tebligatı, tebliğ muhatabı adına almaya yetkili kimseler yasayla ayrıca belirtilmiştir. Bu cümleden olarak tebliğatın vekil vasıtası ile takip edilen işlerde vekile (Teb.K. m.11); tüzel kişilerde yetkili temsilciye, bunlar birden ziyade ise yalnız birine, (Teb.K. m.12); tüzel kişiler adına kendilerine tebligat yapılacak kimselerin mutad iş saatlerinde bulunamamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine (Teb.K. m.13); muhatabın ikametgah adresinde bulunmadığı hal için, kendisiyle birlikte oturan ailesi efradından veya hizmetçilerinden birine (Teb.K. m. 16); belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlerin o yerde bulunmadıkları taktirde aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur veya müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde birlikte oturan aile efradından veya hizmetçilerinden birine (Teb.K. m.17), otel, hastane, fabrika ve mektep gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan yerdekiler için o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine (Teb.K. m. 18); mevkuf veya mahkumlar için bulundukları yerin müdür veya memuruna (Teb.K. m. 19) yapılması gerektiği belirtilen kanun maddeleri ile hüküm altına alınmıştır.
Kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri durumunda yapılacak işlemler de aynı kanunun 21. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalılardan Sümbül Bildirici'ye (Hıyat) dava dilekçesi Alisamiyen Caddesi C Blok No: 2 Mecidiyeköy/Şişli adresine Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edilmiş, davacının 18.9.2002 tarihli yenileme dilekçesinin tebliği ise, farklı bir adreste Tebligat Yasasının 35. maddesine göre yapılmıştır. Ne var ki, Tebligat Yasasının 35. maddesi hükmüne göre yapılacak tebligatın ilgilinin Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğin yapıldığı eski adresine çıkarılması gerekirken, daha önce hiç tebligat yapılmayan başka bir adresi yapılması doğru değildir.
Sonuç: Davada taraf teşkili resen gözönünde bulundurulması gereken kamu düzenine ait usul kuralı olup, davalılardan Zita Gobay'ın bu hususa yönelik temyiz itirazı da yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün açıklanan bu nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre şimdilik sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy